24 Mayıs 2009 Pazar

futbolun dili

"kocaelispor ve antalyaspora bakıyorsunuz yine küme düşecekler. iyi de yeni geldiniz niye düşüyorsunuz? madem düşeceksiniz niye geliyorsunuz?..."

Yılmaz Vural

Kocaelispor ve Antalyaspor eski T.D

uyandırma servisi || yiğit özgür

pascal nouma || tombala




çok yerde gördüm ama eklemeden edemedim. bir başkası oynasaydı kötüden öteye gidemezdi bu reklam, ama pascal olunca beğenmeyen kalmamıştır sanırım. özlemeyen de kalmadı zaten, hangi takım taraftarı olursa olsun. pascalla birbirimizi özlememize neden olan hareket, yani reklamda "gülümseten" malum para arama hareketini bakıyorum da herkes sempatik bulur olmuş, daha kaç yıl geçti ki üzerinden ezdi geçti, hiçe saydı denilen değerlerimiz! bu kadar çabuk değişiverdi bizim. inönü de yapınca kitleler etkileniyor da, reklamda yapınca neden sempatik geliyor? ne söylüyorsam özleminden be pascalım. gezdirenler yesin diyeceğim ama meraklısı çok bu adamın buralarda..

22 Mayıs 2009 Cuma

uefa kadıköy 09 || naldo

video


aramızdan tffye bilet için başvurup bilet alabilme şansına birtek metin arkadaşımız sahip oldu. hal böyle olunca görüntüleri de onun kamerasından aktarıyoruz. ilk görüntü weder bremenin naldoyla bulduğu frikik golü. çok güzel bir açıdan güzel yakalanmış bir an, metinin söylediği gibi karşı tarafta maçın en güzel tribünü. fotoğraflardan seçme yapıp bir maç fotoromanı daha yaparım en kısa zamanda. show tvnin bize çok gördüğü görüntüler de mevcut elimizde. neyse ki maçta bir elçimiz bulunmaktaydı. özellikle kupa töreni harika çekilmiş. yakın zamanda onlar da burada..

19 Mayıs 2009 Salı

luce geri döndü


lucescu tekrar istanbulda. ne bir transfer görüşmesi, ne bir söylenti var ortada artık. çoğu gazete servisleri için, kötü giden büyük takımlarımız için denizdeki yılandı kendisi. bu sefer final için döndü. kendisini eleştirmeye doyamayan hıncal uluç, ahmet çakar ve benzerleri ise hala aynı koltuklarında, pek değişmediler aslında, ondan sonra gelenlere de aynı muameleyi çekmekle meşguller. beğenmedikleri, çağın gerisinde dedikleri futbol mentalitesiyle çağın kulüpler bazında ikinci büyük kupasında final oynayacak yarın lucescu.

bu "gariban" adam sezon başında hedefini kadıköy finali olarak koyan iki büyük kulübümüz beşiktaş ve galatasarayı şampiyon yapmış. galatasarayla isimsiz adamlardan yıldızlar yaratarak şampiyonlar liginde çeyrek finali, süper kupa ve şampiyonluk kazandığı halde, karşılık olarak "amansız" fatih terim karizması altında ezdirilmiş, apar topar gönderilmiş..

oradan beşiktaşa geçmiş ki, benim için en güzel yanı taraftarı olduğum takıma gelmesidir, yani bu açıdan bir problem yok. galatasarayı şampiyon yaptığı yılın ertesi bu sefer beşiktaşı, hem de rekor bir puanla ve tek mağlubiyetle şampiyon yapmış, şampiyonlar liginde iyi maçlar çıkarmasında rağmen, diğer iki rakibin aralarındaki maçtaki son saniye golüyle elenmiş, uefada çeyrek final oynamış. adam olmaz denilen pascaldan adam gibi adam çıkarmış, iflah olmaz denilen sergeni tekrar keşfetmiş, memleketinden getirdiği pancuyu beşiktaşlıların unutamadığı biri yapmış.. ayrılışı ise malum kıpkırmızı samsunspor maçıyla başlayan çözülme süreciyle birlikte gelmiş, bir önceki ayrılığından daha karmaşık, daha uzun bir senaryonun önlenemez sonu olarak yaşanmıştır.

türkiyede görev aldığı süre boyunca sahnedeydi kendisi, yarın yine sahnede. bize ise uzaklardan izlemek ve "ah" çekmek düşüyor sanırım. umarım oralarda başarıların alkışlanıyor ve değerin biliniyordur. yolun açık olsun sir luce!

çifte bayram!


doğum günü ve 19 mayıs atatürkü anma, gençlik ve spor bayramı. iki bayram içiçe yaşamak, üstelik resmi tatil olması:) ve ömür boyu tekrar edecek olması... iyi ki mi doğdum kısmını kendime saklıyor ve temenni kısmına geçiyorum;

çifte kupa dileyeceğim şimdi ama, birini zaten aldık. ben yine de çifte kupa istiyorum, birisi 2 hafta ötede, kalan bir kupa hakkımı da önümüzdeki sene kullanayım, çok mu aç gözlü görünüyorum..

17 Mayıs 2009 Pazar

yurovizyon 09 || 12 points go to norway


Eurovision Song Contest Winner 2009 Norway - Click here for funny video clips

yurovizyon 2009unda diğerleri gibi en heyecanlı kısmı puanlamalardı. norveç üstteki videoyla sildi süpürdü ortalığı. bunda elbette komşuluk puanlarının da etkisi oldu, bülend özveren de bu duruma isyan etti bolca[kendisine de ayrıca değinmek lazım], ama rekor bir puanla kazandılar sonuçta yarışmayı. bizim artık bıkkınlık getiren oryantal şovlarımızdan birisi daha sergilendi ve 4. olabildi.

puanlamaların şarkılarla ilgili olmadığı aşikar. bu duruma kızarken, bizim aldığımız puanların da aynı şekilde olduğunu görmek lazım. her zaman puan verenler yine verdiler ama bu sefer norveçin ezici üstünlüğünü kıramadılar.

norveçin bu şarkıyla birinci olması ise şaşıtıcı. farklılık yaratıp "keman"sal ritimlerin kullanılması güzeldi, ama söz ve kareografi kısmı için aynı şeyleri söyleyemeyeceğim maalesef. ayrıca vokaldeki çocuk çok şapşaldı be, luganoya da feci benziyordu hani, gıcık oldum. puanlar verilirken hem utangaç hem haşarı çocuk triplerine bittim resmen, erimekten değil gıcıklıktan. saçlarla oynamalar filan, tuhafsın adamım..

bülend abiyse ilginçliklerle doluydu dün akşam. puanlamaların başında puanları söyleyenlerin dediklerini çevirmeye çalıştı, sonra ne olduysa amaaan "her zamanki klasik cümleleri söylüyorlar, çevirmeye gerek yok!" deyiverdi. o kadar içten söyledi ki, bir de üstüne sinirini de belli edince, "eyvallah abim, büyüksün"den başka alternatif kalmadı bana. norveçin birinci olacağı belli olduktan sonra, puanlama sistemi üstünde de düşünmeye itti biz izleyenleri, farklı yollar aranmalı, bu komşuculuk ruhu engellenmeliydi ama..

bizim puanları söylemek için bağlanan bacıyı gecenin rüküşü seçiyorum burdan, baştan sona yanlıştı kendisi[çok etkilemez ama], şimdi ulen bir dakika bile sürmedi n'olcak diyebilirisiniz, durun bi dinleyin o zaman; diğer ülkelerden bağlanan hatun kişileri veya elemanları gördüğüm zaman "vay diyorum demek ki oranın yaşayanları böyle, hepsi böyle olmasa da buna benzer herhalde, ee az-çok bunun gibidir be işte!". ben içimden saçma da olsa bu orantıyla düşündüğüme göre, bizim hatun kişi çıktığında da aynı şeyleri düşünen binlerce, ne bini milyonlarca insan evladı vardır. burdan sesleniyorum yine; benzemiyoruz ona. yetkililerde lütfen düzgün birini seçin artık, önünüze gelen ilk koronun orta yaşlıları arasından seçmeyin artık, önem verin biraz, adı üstünde vizyon işte, dikkat!

yazımı bülend özverenin dün gece yine bir kriz anında tarihe düştüğü başka notla bitiriyorum;

- olmuyor böyle ama! herkes komşusuna veriyor[a.q]*, bir de sırıtarak söylüyor!

* içinden öyle geçirmiştir muhakkak, aksi bir durum eşyanın tabiatına aykırı a.q.

13 Mayıs 2009 Çarşamba

haydi kalk ayağa!


malum bu sezon çifte kupa kaldırma şansımız çok yüksek. lig kupası için 3, türkiye kupası için ise sadece 1 maçımız kaldı. bu akşam kupalardan birini alma şansımız var. yukarıdaki fotoğrafa benzer bir an daha yaşayabiliriz. tek dileğim fotoğraftadaki yöneticilerin bu seferlik karede yer almamaları, sadece futbolculara bırakmalılar anın tadını. bir taraftar olarak yöneticinin kupa elinde sahada turlaması heyecanlandırmıyor beni. umarım değişen birşeyler olmuştur.

kadro analizi, oyun anlayışı gibi şeylerle kurcalamak istemiyorum kafamı. çok önceden bulunmuş olmaları gereken doğruları geç de olsa bulduğumuzu umuyorum. ama her şeye rağmen denizlinin şapkası ve içinden çıracakları ufak ihtimalllerle de olsa ayrı bir yer edinmiş durumda. akşam hep beraber göreceğiz. bir mağlubiyetle sessizliğe bürünen bizler, bir galibiyet, ve pekala geç gelen bir liderlikle tekrar nefes almaya başladık geçen haftasonu. şimdi önümüzde sadece 3+1 maç kaldı. az kaldı...

11 Mayıs 2009 Pazartesi

futbolun dili


biz futbolcular, sürekli üzerimizde çok baskı olduğundan yakınırız. baskı, ancak evlerine beş peso getirip çocuklarını geçindiremeyen insanların üzerinde olur. binlerce dolar alıp, sahaya çıkıp oynuyoruz ve ağzımızı açınca stresten bahsediyoruz… stres bu ülkede, sabahın altısında kalkanlar içindir.

1 Mayıs 2009 Cuma

1 mayıs emeğin günü;

işçi marşı

hava döndü işçiden işçiden esiyor yel
dumanı dağıtacak yıldız-poyraz başladı
bahar yakın demek ki mevsim böyle kışladı
bu fırtına yarınki sütlimanlara bedel
hava döndü işçiden, işçiden esiyor yel

tekliyor işte çağın çarkına okuyan çark
ve durdu muydu birgün bu kör, avara kasnak
bir zincir yitirenler bir dünya kazanacak
sen de o dünyadansın sınıfın bil safa gel
hava döndü işçiden, işçiden esiyor yel

köylükler uykusunda döndü dönüyor sola
güne bakıyor bebek büyüyen yumruğuyla
başaklar göverdi bak başkoydular bu yola
şaltere uzanıyor allaha açılmış el
hava döndü işçiden, işçiden esiyor yel

senlik-benlik bitip de kuruldu muydu bizlik
asgari ücret değil, hür ve günlük güneşlik
bir türkiye olacak aldığın son gündelik
halk kalacak geride bitince bu zalim sel
hava döndü,işçiden, işçiden esiyor yel


tarihle yürüyenler, tarihle adım adım
safları sıklaştırın tarihle hızlanalım
lakin hızlandık derken, kolu dağıtma sakın
başları bozuklar var şimdi bize tek engel
hava döndü, işçiden, işçiden esiyor yel

sen ki ferhatsın işçi günün senin gelecek
indir külüngün indir, del, şu karanlığı del
del ki dağlar ardından önümüzde bir çiçek
gibi açsın aydınlık tekmil olunca tünel
hava döndü işçiden, işçiden esiyor yel

can yücel