30 Eylül 2009 Çarşamba

ehli keyf penceresinden..

belli konulara motivasyon zorluğu çektiğim şu günlerde, tayfun taliboğlu hissiyatıyla "umarsızca" yazıyorum postlarımda, farkındayım. zaten umarlı, motiveli yazınca da pek değişken olmuyor kıyasa vurunca. bir ahmet hakan, oray eğin keyfiyetinin farkına geç varmanın hüznü düşüyor bu saatte üzerime, zaten geç kalınmış, erteleme bir hayatın, yine geç alınmış bir kararı olarak yakın geçmişime bir maddecik daha ekliyorum. ve bu son madde üstüne, "keyfiyetin" tadını kaçırmamak için fazla düşmeyip, hemen şimdi pas geçiyorum, ve yine benzer bir post olarak, bazısı doğaçlama, bazıları zorlama olarak sıra sıra dizmeye başlıyorum tireleri;

- bir önceki tirelerde gs ve bjk için birkaç söylemim olmuştu. feneri unutmuşluğumuzu bu noktada sona erdirerek genç semih ve yedek psikolojisinin artık protestoya dönüşmesini ve dauma patlamasını geçiriyorum ne zamandır aklımdan. hatta protestonun ne olması gerektiğini düşünürken "robbie fowler"ın everton maçında gol sonrası sevinci geldi gözümün önüne. bizim semihi, 90. dakikada girdiği bir maçta 91. dk da attığı gol sonrası kale direğinin yanındaki aut çizgisinden kokain çeker pozisyonda görsek akıbeti ne olur acaba:)) daum da dayanamaz eşlik ederse yaygaraya gel!!

- facebook denen yecücün etkisi el alışkanlığına indirgendi sanırım çoğu kullanıcı için. bu aralar en çok işime yarayan kısmı doğum günlerini unutmamamı sağlaması; artık facebook the birthday reminder adlandırması yakışık olur. ama ne kadar samimi yazılsa da "duvar" kalabalığında kaybolan tebriklerin oluşturduğu kirlilik gözden kaçmıyor maalesef.

- kopenhagda belirginleşen tırmanış, sırasıyla floransa ve ardından milano da zirve yapsa da, bir ucundan mutlaka değdiğini hissettiğim "zirvede kalmanın zorluğu" kısmen işlememiş gibi görünebilir kendisine. bu biraz da fatih terimin futbol harici işbilirliğinden, ilişkilerinden, "adana" tabanlı hareketlerinden kaynaklanıyordur muhtemelen. futbol bilgisi ve everything is something happened la tutunmadığı kesin altına girdiği görevelere. kesseler acımaz gazı, sadece kendisiyle değil, değişen futbolcu profilileriyle birlikte türünün seyrek örneklerinden biri oluyor, ve giderek yalnızlaşıyor sanki!

- bir futbol adamından diğerine sıçrayalım arayı soğutmadan; geçen senenin hem başarı, hem de özellikle 4 büyüklerden 3üne sivri çıkışlarıyla nam ve korku! salmış teknik adamı; bülent uygun. terimgillirden türeyen hikmet karaman, yılmaz vural serisinin en başarılısı ve en son halkası denebilir kendisine. ismini ne zaman duysam spor salonunda çalışan futbolcuların arasında, üstünde eşofman, elinde kumandayla mehter marşları playlistini karıştırması gelir aklıma. ne olsa anadolu çocuğu kendisi (yazar burada kayserispora sesleniyor:) geçen seneki demeç, diyalog ve benzerileri sıralayacak olursak belki epey güleriz, ama hem yer hem de zaman olarak yeterli değilim ne yazık ki. koç olarak fayda bakımıdan ele alırsak; şu sıralarki durgunluğu futbol gazetelerinden 1 tam sayfayı ve bir o kadar da reytingi alıp götürmüştür. son olarak altyapıdan gençlerin; "bizden çok köpeğiyle ilgilenirdi!" serzenişlerini ekleyelim. ve son bir kez bakın sıradaki odaya geçiyoruzzz.

- ve bir ihanet haberi; çağan ırmak "anlamazdın"ı dirilttiğine pişman olmuştur eminim. seda sayan tekrar unutulduğunu düşünmüş olmalı ki, el atmış şarkıya maalesef. o eşsiz sesine! yorumuna diyeceğim yok (ki bu konuya girmemek en güzeli:). rahatsız oluşum şarkının ayla dikmenin sesiyle duruluğu, saflığı, tertemizliği. kelimeler yeni haliyle aynı duyguları yaşatamıyor maalesef.. hele o sabah programındaki ortamda elinde mikrofonla düşünüyorum, korku filmi gibi..
- shakira'nın elektro ritimli şarkıları kötü olmamasına rağmen, arasıra denenmesi gereken, albümde belki 3. veya 4. parça olarak kullanılmalı, ilk sıraları, shakira denilince akla ilk gelen şarkılar oluşturmalı.. ama danslarını çeşitlendirmeye devam etsin isteriz; son klibinde, yerde yüzüstü bişiler yaparken arkada sallanan tek bacak hareketi süper mesela. "yılan gibi kadın" tabirini cuk kıvamında hak eden biridir kendisi gözümde, artık kendi oluşturduğu "çıngıraklı yılan" kategorisinde tek başına takılmakta:) (yazar bu noktada hıncal uluç hissiyatına bürünmüştür.)

- hıncal demişken, haşmeti anmadan olmaz; haftada bir nur yüzünü, ak sakalını görmeye alışmıştık, özler olduk. hıncalla arasındaki ilişkiyi, o kaçamak bakışlarının altında yatan gerçekleri öğrenemedik hem de, içimizde kaldı. şimdi bazen yazdığı gazeteki fotodaki o sabit ve ayni fotoya mahkumuz:) ve pek tabi hıncala doğru uzanan işaret parmağı kalkık bir elle, nur sakalların arasından dökülen şu cümleyi hatırlamamak olmaz; "bunu sonra detaylıca ele alırız, başka bir programda!". sabırsızlıkla beklesem de o program hiç olmadı; 90dk lık programın formatı zaten belli, sırayla birkaç büyük konuşulsa, 50 dk hıncal konuşsa, ki iyimser bir rakamdır bu, ne detayı, ne başka zamanı?

- son olarak 3 gözdemden bahsetmek istiyorum; klasik kenzo kullanıcısı olarak "kenzo power"a geçişim epey geç oldu, alışması da güç. ama sakız tadındaki aromasıyla yine bağışıklık yapacak gibi. sakızı da first-tropik karnaval(turuncu paket) olarak seçince buram buram oluşan kokudan değil etraf, önce insanın kendisi mest oluyor. ve pek tabi meoezcan ve isseyin katkılarıyla eskiden pek müptelası olmasam da artık canımın çektiğini hissetmeye başladığım türk kahvesi. bana hep bir yaşlılık hissi verir "canın türk kahvesi çekmesi"; ya yaşla ilgili gerçeklere dayanıyorum artık, ya da kuruntudan ölmek üzereyim. fazıl beyin türk kahvesindeyim beklerim... kibs.. bye..

29 Eylül 2009 Salı

Avrupa Heyecanı!!!

Sıra Devler Ligi ve Avrupa Liginde..Birbirinden guzel maclar bizleri beklemekte.Haftalar gectikce heyecan da artmaya basliyor.Gruplarin sekillenmesinde büyük öneme sahip 2. hafta maclarinda hangi takimlar kazanir?Hangi maclar riskli? Birazdan hep birlikte gorecegiz..

557 Debrecen - Lyon: Macar takimlarini Avrupa sahnesinde gormeye aliskin degiliz bir cogumuz.Debrecen buralara kadar gelerek gercekten büyük iş başardı.Lyon ve Fiorentina arasinda gecmesi beklenen 2.lik mucadelesinde Debrecen deplasmaninda puan kaybetmemek cok onemli.Bu sebeble Lyon bu maci rahat kazanacaktir.

559 Fiorentina - Liverpool : Mor menekseler Lyon deplasmaninda pek de surpriz sayilmaz kaybettiler.Ancak 2 mac ard arda kaybetmezler.Liverpool her ne kadar kupa takimi da olsa bu mac beraberlik kokuyor.Garanticiler 01 cifte sans oynasinlar.Liverpoola galibiyet oynanmaz.

502 Rubin Kazan - Inter : Rubin Kazan futbolcular kepce gittikleri kiev deplasmanindan puan cikartamadilar.Onlar da Zenith ve CSKA Moskova gibi avrupada basari elde edip sampiyonluklarinin tesaduf olmadigini ispatlamak pesindeler.Ancak rakip Inter.Mourinho'nun Inter'i iyi degil.Inter zorlanir ama kazanir.Garanticiler cifte sans intere girebilirler.

556 Barcelona - D.Kiev : En az 2 farkla Katalanlarin ustunlugu ile sonlanacaktir.Ilk yari sonucu tabelada 4-0 gorurseniz sasirmayin!!

553 AZ Alkmaar - Standard Liege : Alkmaar ilk puanlarini alacaktir.Sonuc Alkmaar galibiyeti olacaktir.Bol gollu bir mucadele olacaktir.2,5 uzeri muhtemel.

555 Arsenal - Olympiakos : Ziconun gelmesi ile cikisa gecen Yunanlilar bugun kaybetmeyebilir.Orani da cok az olan Arsenal'den uzak durun..

596 Bayern Munih - Juventus : Bayern kendi sahasinda muthis bir ambiansa sahip.Juventus ise bu sene cok iyi diyebiliriz( her ne kadar bazen surpriz skorlar alsa da ) Bu macin galibi Bayern Munih olacaktir.Alt üstcüler ise üst secenegini tercih edebilirler.Tahmini skor 2-1

597 Bordeaux - Maccabi Haifa : Kazak takimi Aktobe'den kendi sahasinda 10 dk da 3tane yiyen bir takimin buralara kadar gelmesi cok sasirtici.Birileri acaba futbola da mi Israili karistirmaya calisiyor..Ama burasi artik erler meydani..Bordeuax gecenin farkli skorlu maclarindan birine imzasini atacaktir.

589 CSKA Moskova - Beşiktaş : Herkes tarafindan elestirilsede sampiyonlar ligine ManU karsisinda az pozisyon vererek iyi baslangic yapti Besiktas.Ve her kotu giden seyin bir sonu vardir.Artik ibrenin Besiktas'tan yana donme zamani geldi.Rusya'dan galibiyetle donmek her takim icin zor..Ancak Besiktas burada kesinlikle yenilmeyecektir.Ilk tercih beraberlik.02 Cifte sans daha garanti olacaktir.

599 Manchester United - Wolsfburg : Manchester cok formda.Wolsfburg'un maclari ise her an gol olabilir diye izleme zevki veren maclar bol gollü bir mac olacaktir.Manchester bu sezon kendi sahasinda 3te 3 yapacaktir.2,5 gol üzeri ise kesin.

601 Milan - Zurich : Isvicre takimlari cok zayif.Bunu gerek daha once Turk takimlari ile yaptiklari maclarda gerekse gecen haftaki Real Madrid macinda gorduk.Milan bu yil her ne kadar kotu oynasa da her ne kadar kisitli kadroya sahip olsada onlarda Zurich'i en az 2 farkla yenebilecek gucte.

603 Real Madrid - Zurich : Real Madrid bu yil cok farkli.Yillarca Villereal'e guzel futbol oynatan , formalari eşit dağıtan ve kötü oynayan kim olursa olsun kulübeye çekebilen Pellegrini ile hem göze hos gelen futbol oynuyorlar , hem de farkli galibiyet aliyorlar.Kendi evlerinde Marsilya'ya da acimazlar.Eger erken turlarda karsilasmazlar ise bir Real Madrid - Barcelona finali olabilir mi ?

595 APOEL - Chelsea : Sizce de Chelsea'nin bu maci kazanamamasi yilin en büyük sürprizi olmaz mi? Chelsea sürpriz yapan ve sürprizi seven takim degil.Tahmini skor 0-2 ya da 0-3

602 Porto - Atletico Madrid : Bu sezon aldigi skorlar ile bir cok iddaa severin beddualarini almis olan Atletico Madrid hala belirli bir kesime cekici geliyorsa sirf halkin takimi olmasindandir.Ama su an bir gercek var.O da Porto kadrosundan kimi kaybederse kaybetsin sampiyonlar liginde bambaska oynuyorlar.Bu Porto Atletico Madrid'i de yenecektir.

Herkese bol sanslar dilerim...

28 Eylül 2009 Pazartesi

karanlık gecelerimin yıldızlarıı!

- mesai denen iş süresinin geceye gelen kısmında fonda inna'dan hot çalarken aklıma tatlı ve bir o kadar kırmızı noktalı düşler düşmesi kimseyi şaşırtmaz sanırım. 2. şarkı ile içimizde dinmeyen, her zaman dirilmek için tetikte bekleyen alaturka nağmeler, sezenin kiraz dudakları arasından kulaklarımızın pasıyla haşır neşir olmaktaysa bir de ne ala:) müthiş bir cover performansıyla "love/christmas all around"la devam ederken armoni, gözlerimin önünden bill nighy'nin, jeffrey'nin ağız dolusu "naked" tatlılığıyla geçmesi.. velhasıl gece güzel şey.

- kim durdurur bu gassarayı? furyası bir beş haftalık seriye kadar son bulmuş oldu es-es sayesinde. dışarıda aranan duvar göz önündeymiş. başka bir pelesenkte buluşmak üzere.

- son birkaç haftadır her maç gibi, yeni bir "umuda yolculuk" havasına sokuldu beşiktaşın moskova günleri de, dram tadında seyreden dizi serisinin sene boyunca sürme ihtimali hem bir beşiktaşlı olarak üzüyor beni, hem de "futbol edebiyatı" kaygılarımı depreştiriyor. armagedonvari bir sonla gururla inerseler o uçaktan bahtiyar olacağım kuzum anlayacağınız. kendini feda eyleyecek bir "bruce" senaryoya fazla benzer olsa da, teşbihte hatasızlık oranının güvenilirliğine sığınarak hatırıma gelmişken eklemiş bulundum, affola. olmazsa da sağlık olsun.

- değnekçi arkadaşımızın da katılımıyla başlıktaki fotoda yer kalmadı. yeni biri katılacak olursa ne yapmalı, ne etmeli, bişiler bulmalı. tahminleri tuttum bu arada, "bir de tek maçtan yatmak!" olmasa. hoşgeldin demek istiyorum ayrıca kendisine yeniden; hoşgeldin, bereketli olur inşalla!

- diyarbakırsporun ligden çekilmesi fısıltısı bursaspor maçından beri dinmiyor. olayların ideolojik, spor kültürü, bir de geçen transfer sezonunun vazgeçilmezi "etik" yönünü es-es geçiyorum. 2. bir 3 gollü galibiyetle hem averajı, hem de ligde sıralamayı düzeltiriz vesselam:)

- ...zzzz

27 Eylül 2009 Pazar

Biraz Da Para Kazanalım

Güzel bir Pazar gününe merhaba dedigimiz bu saatlerde futbol dolu bu günden seçmiş olduğum 9 maçı ve tahminlerimi sizlerle paylaşacağım.Öncellikle Turkcell Super Lig ile başlayalım

456 Denizlispor - Manisaspor: Bir tarafta herseyin beklenenden bile güzel gittigi Manisaspor diger tarafta ise 6 haftada sadece 2 puana sahip Denizlispor var.Tabiiki de burda kadrosu daha güçsüz olmasına rağmen Denizlisporlu oyuncular daha konsantre çıkacaklardır.İlk tercih beraberlik olmalıdır.Garanticiler bugun Denizlispor kaybetmez 01 çifte şans seçeneğini kullanabilirler.


457 Galatasaray - Eskişehirspor : Kendi sahasinda bugune kadar tarifeyi 3 ten acan Galatasaray,dun aksam rakibi Fenerbahce'nin de kazanmasi ile Eskisehirspor'a da ayni tarifeyi uygulayacaktir.Bol gollu bir mucadele bizi bekliyor gibi gorunmekte.Mac sonucu 1 , 3,5 gol uzeri muhtemeldir.


418 Sunderland - Wolverhampton : Sunderland kendi sahasinda bu sezon flas bir takim.Wolverhamton bu deplasmandan puan cikartamaz.Tahmini skor: 2-0 yada 3-1


378 Catania - Roma : Ilk bakista Roma gibi gorunsede gunun en patlamaya elverisli maci.Catania kendi evinde Roma'ya kolay yem olmaz.İlk tercih beraberlik , 01 çifte sans daha garanti.


383 Napoli - Siena : Napoli iyi takım.Siena ise yillardir oldugu gibi gene gucsuz.Napoli gucsuz Sienaya acimayacaktir. 1


385 Parma - Cagliari : Parma bu sezon hic alisik olmadigi kadar iyi.Ustelik 2 mactir ard arda kazaniyorlar.Ancak Parma bu kadar cok kazanmaya alisik degil.Cagliari bugun Parma'dan puan alacaktır.Beraberlik buyuk ihtimal.02 cifte sans da tercih edilebilir.


387 Udinese - Genoa : Udinese kendi sahasinda Seria A'da kolay kaybetmeyen bir takim.Nitekim bugun de kaybetmeyecektir.Genoa ise gecen yilki kadrosunda kayiplar yasadi.Deplasmanlarda bu yil cok basarili olmalarini beklemiyorum.Udinese galibiyeti yuksek ihtimal olup garanticiler 01 cifte sans deneyebilirler.


424 Espanyol - Xerez : Xerez La Liga'da bu yil averaj takimi olacagini ve bahiscileri sevindirecegini coktan gosterdi.Deplasmanlarda birakin galibiyeti puan almasi bile cok zor.Bugun de en az 2 fark yiyeceklerdir.Espanyol bugun Xerez'i taraftarini da tatmin edecek bir skorla gececektir.


426 Mallorca - Valladolid : Mallorca bu sezon La Liga'da beklentilerin uzerinde olan kluplerden biri.Bugun Valladolid karsisinda zorlansa da kazanacaktir.


Herkese bol kazançlı hafta sonları dilerim...

25 Eylül 2009 Cuma

Bozkır düşleri


uzun süredir ayrı kaldığım memleketim Ankara ya doğru giderken, etrafta sanki sonsuza kadar akan bozkır kuşatmış heryeri, gece karanlığında uzaklarda değersiz mücevherler gibi parlayan küçük kasabalar. bu ülkenin ruhunu ve kanını oluşturan, konuşmayan,duyulmayan, evlatlarını dağlarda şehit veren bozkır insanları...

bozkırın kuşattığı bu insanlar,hayatla , dünyayla daha barışık. biz sözde metropolümizde kariyer, para, hayat diye yırtınırken onlar Mevlana'nın sevgi ve barış şerbetinden içmiş gibi... bir yanda sonsuz bir hoşgörü,bir yanda tutuculuk,bozkırın insanıda doğaya uyum sağlamış...

bu güzel ülkenin dağlarında elinde silahıyla bekleyenler, can alanlar,can verenler anlar bozkırı,doğayı,toprağı. Çünkü onlar bozkır olmuşlardır, bozkırda onlar. her gece karanlıkta oturup yıldızları sayarken, nazımın dediği gibi , uzanmış tabutlarımızda rubailer okurken, elini uzatsan dünyaları yakalayacağın anlarda anladım bozkırı...

her gecenin tek isteği vardır bizim gibilere; güneş doğsun isteriz...

suskunluğun iç sesleri

- "fink gidiyor, matias dönüyor" başlıklı haberler lütfen yalan olsun. cissenin verdiği dersi ne kadar çabuk unutyoruz. alman ernst çok iyi olabilir, ama yalnızken mücadelesi yorulmasına sebep oluyor sadece. ayrıca tabataya da yazık oluyor. sakal tıraşıyla beraber dilimize de jilet vurur olduk bu yüzden. yeter.

- rooney'in inönü gecesinden sonraki düşünceleri üstte, teşekkür ve övgü nitelikli tweetlar bir önceki tweet kadar ilgi görmüyor. yine bekleriz waynecim!

- ferrariye bir türlü ısınamadığımız haberleri hangi akla hizmettir, bu seneki en sevilen transferimizdir kendisi halbuki, oyununu göremeyen kör gözler, taraftarı sıkıştarmasaydınız bari. gökhan zanın daha iyi olduğunu söyleyenlerle birlikte çay koymaya davet ediyorum sizleri..

- hangover güzel film. epey güldüm geçen geceyarısı. mike tysonlu sahnelere, hele hele banyodaki kaplana koptum diebilirim. daha fazla da gülünebilirdi tabi. meoezcana selam olsun:)

- sadece iki eksiğimizin olduğunu farkettim. birincisi mustafa denizlinin tavşan için her maç şapkasına sarılması. halbuki bu sene bütün tavşalar gözünün önünde. ferrai-sivok, ernst-fink, kalede hakan, serdar özkan, bobo.. tavşan sürüsü gibi:) gol atmaya başladık mı susar bu alem bizi dinler hazırolda utana sıkıla. umutvar.

- bu takımın geçen seneden çok daha iyi oynadığını, daha bir takım gibi olduğunu sadece ben mi görüyorum. pardon bir de hıncal uluç vardı. varsın şampiyon olmayalım, yeterki hakan+ismail+ferrari+sivok+rıdvan+serdar+batuhan+....- ibrahim kaş:) gibi bir altyapı oluşsun önümüzdeki senelere. sabır lütfen.

- ahmet hakan, can dündarın yakasını bırakmayacak gibi. can dündardan çok meslekdaşlarının korumacı tavırlarına takmış desek daha doğru olur. takipteyiz twitterdan.

- ilk defa bir jean christophe grange kitabını bitirmek bu kadar uzun sürüyor. bir çırpıda bitirilen 6 kitapdan sonra bu gecikmenin altında yatan sebepleri dökebilirsem sanırım hızlanabilirim. bu yavaşlıktan rahatsız olmaya başladım, hem de çok.

- kasımpaşa-antep maçının özetini izledim sadece. evet ali güneş atılmalıymış kesinlikle. diğer birkaç pozisyona da katılıyorum. ama keitanın gösterilmeyen tekme tokat dalışına ne demeli? neden es geçilir, sana söylüyorum erman, sen anla ahmet.

- kayserispor maçları, maçtan çok psikolojik savaş şeklinde geçiyor, kadroda bir adet ali turan, cangele ve durmuş olması yeterli, son maçta olduğu gibi. taç kullanmayan bir takım, her pozisyon yerde yatan, kalkmayan. ve dürüst hakem ilan edilen bünyamin:) komiksiniz dostum, aleyhte birşeyler söylemek için yanıp tutuşan ermanda eklenince tam bir karnaval havası oluşma dı mı? anadolu çocukluğu bu oluyor işte, sahada yerden kalkma, kameraya karşı anadolu ateşi, ne ala. tüküreyim sizin anadolunuza afedersiniz. malum atasözünü de yorumlayalım sona doğru; kılavuzu tolunay ve hurma olanın burnu çimden kalkmaz. kayseri dişli takım ama ahaha:)

- cem gariboğlu yakalandı sonunda. soruşturma, duruşma, koşuşturma, kovuşturma.. hepsi ilk duruşma ertelenene kadar. elbet üstüne düşülsün, ilişkiler neyse dökülsün, ceza kesilsin elbet. ama bu diyarlarda işlenen ilk suç, ne ilk ne de son cinayet bu, faili meçhul olarak addedilen onlarca yaşamın hesabı sorulmadı hala bu topraklarda. emniyete selam olsun!

- manganın beni benimle bırak şarkısı mahsun makamında(b'ler m yapılarak) süper kafa yapıyor, dört bir yana haber ola!

-gustav klimt'in kürk mantolu madonna tablosunu puzzle olarak bulana yüzbin lira vereceğim:) bulan haber versin lütfen?

bu kadar..

21 Eylül 2009 Pazartesi

esrik bir hayatta bir garibin güncesi

çarşamba gününden beri süregelen ve biriken yazım isteklerine karşın, işyerinde yaşanan blogspot uzantılı sitelere girme sorunu, aydın doğan ın sağlamadığı internet yüzünden aldığı paralara artık yeter diyerek evde geçen internetsiz günler, bu yazının bir günlük moduna gelmesini sağladı.

Aslında yazı yazma isteği çarşamba günü sabah saatlerinde okuduğum bir haber ile başlamıştı. El Zeydi, yani Bush'a Gaziantep yapımı kundura fırlatan ırak vatandaşı gazeteci. Bu tavır ona belki tiananmen meydanında tankların önünde duran o uygur türkü arkadaşın ruhunu ve özgürlük hakkını kazandırmadı ama bu dünyada yapılan en güzel ve en etkili bireysel eylemlerden birisinin başrolünde olmasına ve insanların her zamankinden daha farklı saygı duymasına sebep oldu. Neyseki bu gazeteci güzel insan, 9 aylık esaretten kurtularak, özgürlüğüne kavuşarak artık her zamankinden daha farklı misyon ve vizyon ile özgürlüğe katkıda bulunacaktır, umarım. Haydi bakalım El - Zeydi , Gaziantep'ten getirttiğin o güzel kunduralar bir çok kişinin kafasında en manalı eylemlerle yer alması umuduyla.
Bu günün devamında güzel haberleri aldık devam ediyoruz derken, kötü haber taa ABD'den geldi. Haber yıllar öncesi en marjinal klibiyle ve olağanüstü şarkısıyla kansere yenik düşen Orhan Atasoy'un haberiydi. Gemiler şarkısı ile aslında bir çok dimağda tat bırakan bu adamı kaybettik , umarım şarkısı o gereksiz insanların yorumları ile değil, kendisinin söylediği özgün hali ile hatırlanır.
Tam bunları yaşamışken 2 cümle karalaması hevesinde, işyerinde ve evde yaşadığımız internet engeli aslında daha uzun yazılacak notları engelllerken , bunların biriktirilip hafızada kalması elbette zorladı beni.

Neyseki güzel bir spor gecesi bekliyordu akşamımızı ve Slovenya - Türkiye maçı için tv başında idik. Üzerine çok fazla konuşulacak bir akşam değildi elbet, garantilemiş iki takımın liderlik mücadelesi, kazanan Slovenya bizi Yunanistan'ın önüne itmişti çoktan. Gerçi herşey son saniyede Engin Atsür'ün eline baktı ama boşver dedik, iyi takımız Yunanistan bile olsa mutlaka bu işin üstesinden geliriz. Bir taraftan garip geçen bu günde spor konuşmak ne kadar zekice ama hayat sarhoş, arada afyonsal zevklere ihtiyaç mutlaka var, hele ki ramazanı yaşarken.

Maç bitti bir sonraki gün yaşanacak hastane tecrübesinden önce uyku bu bünyeye zor gelirken, gece vakti baba ile içilen çayın ortasında bir katilin teslim olduğunu görmüş olduk. Cem Garipoğlu denilen testereli katil kendini emniyete teslim ederken eski günlerimi hatırlatan sakalı ve gayet rahat görüntüsü , aslında onu bu duruma iten ailenin sessizliği içerisinde bir de valinin biz çemberi daralttık şeklindeki garip açıklaması insanı güldürse de en azından bir katil saklandığı yerden çıktı ve şimdi bir eşcinsel ile beraber aynı mekanda volta atmakta. Eğlencesi hazır işte hala, keyif onun, baban zenginse, testere ile kafada kesersin, istersen 200 günde interpol arasa bile kaçarsın ve elbette devlet ile aile arasında anlaşmalar olmadığı sürece teslim de edilmezsin.
Tam bunların üzerine yaşadığımız gecenin sabahı ve günün devamı hastane koridorlarında geçecekti. Hastane koridorlarında göz anjiyosu adı altında alınan o kokular bu bünyeyi,zihni gerçekten rahatsız etti.Hele bunu taa en derinden ve içeriden hissetmek , esrik hayatta o narkozun etkisinin yadsınamaz bir gerçek olduğunu ispatladı.

Sağlık gerçekten bir arkadaşa yazdığım gibi garip bir toprak, ne zaman verimsiz olup ürünü kurutacağı ve ne zaman verimli olacağı belli değil. Fakat o kadar kurnaz ve zeki ki ne zaman kime nasıl davranacağını çok iyi bilmekte. Bunu belirleyen belki kader, belki doğal süreç ama sağlığın insana açtığı derin esaretlikler ve narkoz karışımı serum ile geçen günler her aldığımız nefeste bir sorgulamanın ve acabanın en kalın haliye beynimin taa ortasında belirmesine sebepti. Hastane yollarında,metrobüste ve takside geçen günün akşamı her türlü iyiniyetiyle mutlu olmamı sağlayacak eylemlerde bulunan sevgili yapılan kavga ve sarfedilen sözler bu verimsiz anın üstüne herşeyin daha da kötüye gideceğine dair havai fişek kıvamında bir işaret çakmıştı çoktan.

Neyse ki o sporsal afyon akşamımızı uyuşturdu da Gs Yunanistan topraklarında yoncaların darmaduman ederek kısa süreli uyuşmanın ve esrikliğin güzelliğini bu bünyeye yaşattı. Fakat daha önümüzde atlatmamız gereken bir kavga gecesi ve sevmenin zor ve adaletsiz olduğu şu hayatta seven insanın yüzüne bakarak neler söyleceğini düşünmek kaldı geriye. Aynı gece eski dosttan gelen kanser ameliyatının iyi olduğu cümlesi umudu en azından arttırsada hala hayattaki en büyük sarhoşluk bu sağlıksal anlamda verimsiz günler. Kendinde,ailende ve hatırada kalan insanların sağlıksız haberleri umutsuzluğa itse de güç içinde gereksiz mottosu toparlanmaya dair bir yolun içerisine itmeye sebep olsun geçiştirmesi güne ve ana devam etmemizi sağladı.
Neyseki geçen günler ve bayram öncesi telaşeler, umut ve güzel duygular bu garipin güncesini burada bırakarak, yarından daha kötü dünden daha iyi günlerin geçmesini sağlar ve haydi hayat daha tadına varamadım nidası ile yarına devam edecek anların en güzel örneklerini bu garip etrafına ve burada okuyanlara ballandıra ballandıra anlatır.

15 Eylül 2009 Salı

Beşiktaş JK - M. United


kötü başlayan filmin dönüm noktası olabilir bu maç, bütün eleştirileri olmasa bile salakça olanlarını sahibi leş kargalarıyla bir kenara fırlatıp atabilir bir süreliğine. pozisyon vermeden, sadece kaleci hatalarıyla yenilmiş bir takımı, hıncalın pelesenki "skor tabelacılığıyla" yerden yere vuran kargaları kovmak için biçilmiş bir maç, elalemin adamlarından önce kendi sevdasına vuranları tepelemek için mükemmel bir zaman, bizler için beklenen gün olabilir. boş kalelere normal olanı yapıp yuvarlama becerisini gösterebilsek, üflenmiş galatasaray için hezimetin kaçınılmaz olduğunu göremeyenlere, yıllanmış! kalecimiz rüştünün mesleğinin temel 2 kuralını yerine getirse bambaşka bir gündem olacağını göremeyenlere, bu takımın geçen seneden daha iyi oynadığını, daha bir takım gibi görünmeye başladığını, ismailini, ferrarisini ve yeniden doğmaya hazır serdar özkanını göremeyenlere; döndürün şu filmi artık...

11 Eylül 2009 Cuma

halk yine mağlup


gece gökgürültüsüne uyanmış olmanın sinirliliğiyle sağa sola dönerek artçı gürültüler eşliğinde uykusunu tamamlamış olarak kalktım yataktan. açık olan ekrandan gelen seslere önce anlam veremesem de fazla sürmedi bu kararsızlık, hem de hiç fazla değil. bir yanı uyurken şehrin benim gibi, diğer bir yanının hayat mücadelesi verdiğini öğrenerek başladım güne, başladık. gün içinde aklımıza geldikçe irkildik belki, milli maçlar heyecanı başladığında ise bir önceki geceyarısı yitip gidenlerle, arkasındakileri başbaşa bıraverdik, kaldığımız yerden devam etmek öncekiler gibi yine zor gelmedi. musibetin yitirdiklerinden çok, magazinsel abartı "yağma" haberlerine kulak kabartarak geçirdik günü. bu ayıbı kabullenemeyenlerin "afet" deyişlerini izledik sessizce, adı afet koordinasyon merkezi koyulmuş binanın içinden seslenseler de. görmek istediğim bir harakiri değil kesinlikle, bari bu halktan dilenecek bir özrünüzün olduğunu düşünebilseydiniz "derenin intikamı ağır olur. şu anda olan da budur. " açıklamasının yerine. davosta filistine elbette nasip olan başbakan tayyip isyanı, kendi insanının acısında bu kadar insaflı olabiliyor. 7,4 yetmedi mi diye bağıran, aynı allaha inanıyor olamayacağımız zihniyet, bu felaketi de ramazan ve orucun denklemine oturtabilir elbet, şaşmamak gerek.


bir 12 eylül mırıldanması


29 senelik aynı terane daha ne anlatmaya çalışıyorsun diye garip tepkiler,sesler yükseliyor bu konu açıldığında çoğu insandan. Ama mesele gözyaşlarının kurumayacağı,insanların hırslarını sümen altı etmeyeceği kadar büyük maalesef. 12 eylül 1980,29 yıl önce kendini bilmez siyasetçilerin,milliyetçi cephe koalisyonlarının ve bir padişahın resmi rakamlara göre 300-500 fakat resmi olmayan rakamlarda binlerce insanı yok etme eylemini başlattığı gece,gün. Türk siyasi,askeri tarihinde toplu katliamların en yüzsüzce yapıldığı zaman. Hayatı zindan etmek için iktidar olmayı kendine destur edenlerin 14'ündeki Erdal ile 40'ındaki Ahmet'i hiç bir zorluk,vicdani sızlama çekmeden iplere gerdiği gün. Bugün 29 sene sonra hala mahkemeler o günün Dev Solunu yargılarken, o günü yapanları, o katliamları,o işkenceleri gerçekleştirenleri yargılayamamak nasıl bir duygudur veya adalettir,yorumu yapılamayacak kadar garip bir durum. O gün 3 sağcı, 3 solcu asıyoruz diyen, asmasaydık ta beslesemiydik diyen bir alamaet-i farika (?) nın bugün sadece yoğun bakımdan kalk ve yargılan dilekleri ile hayatını sürdürmesi acaba nasıl bir gerçektir adını koymaya bile gerek yok. Tarih elbette güçlülerin kazanacağına dair hep kayıtlar tutmuş bundan zerre kadar şüphem yok. Ama gücünü kaybeden iktidarların ezdikleri tarafından muhakkak ama muhakkak yargılandığını da önümüze sürmüş çoğu zaman en net,en adaletli haliyle. Gerçi tarihe bakarak adım atmak hoş bir hayalcilik bu memlektte ona zerre şüphe yok ama insanların çektiği acıların,döktükleri gözyaşlarının,psikolojik travmaların,kaybedilenlerin,işkencelerin acaba bu ülkede bir 12 eylül günü mahkeme salonlarında yargılanabildiğini görebilecek miyiz? Bu vicdani sorgulama için yüce silahlı kuvvetleri eski paşalarının yargılanmasına izin verebilecek mi? İşkenceler ile meşhur cezaevlerinde düşündüğünden ölen insanların hatrına 2 kelam edilebilecek mi? En önemlisi de acaba devlet öldürdüğü,işkence ettiği,hayatını kararttığı insanların hala gözlerinin içine yüzsüzce bakmaya devam edecek mi? 50 yıl sonra bu vicdani sorgulamalardan acaba devleti yönetenler kendilerini suçlu hissetmeyecekler mi? O gün gencecik insanları gece yarısı evlerinden alıp bilinmezliğe götürenler, geride kalanları eşsiz,anasız,babasız,kardeşsiz,dostsuz,yoldaşsız bırakanlar gün gelip biz neden böyle bir şey yaptık diyecek mi? Okuyan,gören,duyan insanın elbette fikri zikri hep hayır istikametine doğru kaymakta ama Harun Tekin'in dediği gibi ölme ey katil,daha seninle çok işimiz var !!!



10 Eylül 2009 Perşembe

euro basket 2009 1.turun ardından

Bizim adımıza inanılmaz güzel geçen 1.tur elemelerinden sonra yeni gruplar belli oldu. Şimdi yine en başta olduğu gibi gruplar üzerinden değerlendirmeleri yapalım.
E Grubu;
Yunanistan
Fransa
Hırvatistan
Almanya
Rusya
Makedonya

Şu durumda bu grubun favorisi elbette Yunanistan. 2 galibiyet ile tura başlayacak olan bu garip takım , Rusya , Almanya ve Fransa karşısında sert savunma ile kazanacak güçte. Diğer gruptan gelen Almanya,Rusya,Fransa düşe kalka geldikleri bu turda Yunanistan ve Hırvatistan karşısında şahsi kanaatim maç kazanmaları zor. Grupta Yunanistan ve Hırvatistan ilk 2 yi alacaktır ve Fransa,Almanya 3-4 yaparak diğer tura çıkacaktır. Buradan Yunanistan Türkiye grubundan gelen 4.yü yenmesi muhtemel gözükürken,turnuva öncesi çok sağlam iş yapacak olarak gözüken Hırvatistan'dan ilk tur sonunda pek ümidim yok. Kısacası buradan direkt yarı finale yürüyecek takım Yunanistan olarak gözüküyor, diğer takımların şu hali,becerisi ile F grubunu geçmesi çok ama çok zor.

F Grubu;
Türkiye
Slovenya
Sırbistan
İspanya
Polonya
Litvanya

Türk milli takımını sona bırakırsak, buradan İspanya'nın sadece Türkiye'yi yenme ihtimali var olarak gözüküyor, Sırbistan ilk maçta çıkış yapacak gibi gözüksede,gerek tecrübesiz kadro,gerekse sayı üretme konusunda periyot ortalarında yaşadığı ciddi sıkıntı buradan 4.çıkacağını işaret etmekte. Slovenya'yı 3.yapacak durum ise yeterince sert olmayan Polonya ve Litvanya karşısında sayı üretme potansiyeli ile durumunu düzeltme şansıdır fakat ben Sloveya karşısında Türkiye'nin Litvanya maçından daha rahat bir galibiyet alacağına inanmaktayım. İspanya'ya gelince ise onların ne kadar ilk tur performansı yetersiz gözüksede 2.tur itibariyle rahatlayacaklarını ve mutlaka yarı final yapacaklarına eminim. Ne kadar Rubio takım dengesini bozsa da 2.tur itibari ile Rudy'nin dakikalarını arttırarak olayı çözeceklerinden şüphem yok, ha unutmadan bir de Garbajosa'nın artık ciddi anlamda yedek kalması lazım bu takımda.
Gelelim ezber-bozan milli takıma. Milli takımımız 2006 gibi disiplinli,maça asılan,ciddiyeti bozmayan ve en önemlisi gerçekten sertleşen bir takım. İlk beşimizde ve ortalama maçın 30 dakikasında oynayan Ersan - Hidayet bu turnuvada kendilerine eşleşecek adam bulamadılar ki bu durum elbette bizim işimize yaradı. Hidayet çoğu pozisyonda zorlama ihtimaline karşın bunu yapmayarak ,Bekir , Sinan , Engin ,Ender'i oyuna sokmaya çalıştı. Ersan bir 4 numara olarak sadece Nowitzki'nin yapacağı attığı bir adım geri atarak attığı el üstü şutları sokmaya devam ettiği sürece bizim en skorerimiz olacağı ve en büyük problem olarak takımların karşısına çıkacağı kesin. O yüzdendir ki şu anda turnuvada kalan takımlar arasında hala eşleşme problemi yaşatacak Ersan ve Hidayet bizi finale kadar taşırlarsa bundan herhangi bir şaşkınlık yaşamam. Unutmadan ilk turda Ender yaptığı inanılmaz katkı, ikinci turda devam eder mi bilmem ama ona ikame olarak ilk turda yararlanamadığımız Ömer Onan'ın bundan sonra sağlam katkı yapacağından ve en azından Semih'in 5-10 dakika daha fazla oynayarak en azında 8-9 sayı 7-8 ribaund katkısı olursa biz gerçekten final oynayabiliriz. Tabii bunları söylerken takıma olağanüstü katkı yapan ve gerçekten bir guard gibi takımı oynatan Kerem Tunçeri'ye sonsuz güvendiğimi ve 2.turda kritik şutları sokacağından zerre şüphem olmayacağını da belirtmek isterim.

8 Eylül 2009 Salı

Bir merhaba Yazısı


ilkokula başladığım gün ; üstümde siyah kıyafetler, etrafta anlamadığım bir dil. türkçe bilmeden ilkokula başlamak... hiç unutmadım o günü , ve yeni başlangıçlarla hep hatırladım.
şimdi yeni bir başlangıç yapıyorum burada.
İnsanlık tarihinin en uzun soluklu serüveni olan edebiyatı paylaşmak için ....

7 Eylül 2009 Pazartesi

fıkra


2 beşiktaşlı, 1 galatasaraylı, 1 ankaragüçlü, 1 fenerli toplanırsa ne olur?

6 Eylül 2009 Pazar

Arda Turan


Bir Galatasaraylı olarak hep saçma insan,mantık dışı yorumcu Hıncal Uluç'un Ribery geldiğinde Arda Turan var neden bu transfer anlamıyorum deyişlerini ve Ribery gittiğinde de Arda Turan var neden üzülüyorsunuz deyişlerinde tanıdım ben bu adamı. Hıncal'ın sözüne pek güvenilmez elbette ona göre Cafercan inanılmaz bir yetenekti ve nasıl oluyor da oynamıyordu. O yüzden elbette Arda tekrarlamalarında hep bir şüphe vardı. Bu adamı Manisa aldığında ve Yanal tarafından sağ bek oynatılmaya başlatıldığında durumu anlamaya başladık. Özellikle Gs- Manisa 4-2 ile sonuçlanan maçta,bindirmeleri ve yaptığı inanılmaz işlerle ne oluyor lan dedik. Sonrasında Gerets takımında 5-2 sonuçlanan Boleslav maçında 19 yaşında bir adamın Türkiye'de atamayacağı rahatlıkta sonuçlandırdığı goller ve pozisyonlar ile beraber oluyor heralde bu iş dedik.Sonrasında Anfield'de yaptığı müthiş iş ortada muhteşem bir adamın varolduğunun ispatı idi. Ama tam tadı damağımızda iken, Bordoeux maçında yaptığı kafa darbesi evet bu iş bu kadar demeye başlanmasını geciktirmedi. Arda Turan diğer sezonda Feldkamp-Cevat Güler şampiyonluğunda yaptığı olumlu işler ile artık bu takımın en başta yazılan ismi olduğunu ispatlamaya ve bu sefer daha az agresif bir sezonun ardından daha da iyi olacağını göstermeye başladı. Bir avrupa şampiyonasında oynadığı üst seviye futbol artık onun da bir yıldız olduğunu kanıtladı ve Gs açısından boş geçen sezonda ne kadar iyi oynadığı maçlar olsa da , takımın kötü durumu onunda pek fazla ayaklanmamasına sebep oldu. En sonunda Arda'nın daha üst seviyeye gelmesi için bir adım daha ileriye atarak gerçekten bir Avrupa yıldızı olması için hayatı boyunca yakalayabileceği en büyük şansı Rijkaard'ı yakalaması ve onun bilgi,becerilerine,idarenin de sorumluluk güveni de eklenince kendisini tutmasının zor olduğu bir sezona başladığı gerçeğiyle dün akşama kadar geldik. Arda Gs ile sene başından beri zaten olağanüstü işler yapmakta. Her maç bu kadar yetenekli bir adamın daha da kendini geliştirebileceğini göstermekte ama dün akşam daha da inanılmaz bir adam ortaya çıktı ve bu işte artık bu ülkenin en iyisi olduğunu, omuzuna vurulabilecek bütün sorumlulukları kaldırabileceğini çatır,çatır oynayarak gösterdi. Gs'da oynaması elbette benim için ayrı bir heves ama bu adamı dün akşam izlerken acaba hangi futbol sever hayran kalmamış ve bu adamdan olağanüstü bir şey çıktığına inanmamıştır. Fanatizmden başka bir şey yoksa ortada,kimsenin Arda'ya hayır olmadı diyeceğini aklımından ucundan bile geçiremiyorum. O cidden çok iyi oldu,pişti ve şu anda üzerine bal kaymak çekmeye başladı. Sonuç; Arda Turan oleyyyy !!!!!

4 Eylül 2009 Cuma

inglourious basterds


öncelikle tarantino'nun garip hayal gücü sonrası söylemesi ve telaffuzu zor bir filmin fragmanını ve nihayet Tarantino filmlerindeki piç rollerinden birisinin Brad Pitt'e verilmesi bu filmin sinemaya gelmesini beklememe ve en uygun zamanda sinemada kendime yer bulmamı tetiklemiştir. Tarantino Katil Doğanlar'dan süregelen garip tavrını nihayetinde bu filmde de ortaya koymuş Christopher Waltz,Eli Roth ,Brad Pitt üçlüsünden gerçekten basterds yaratmayı başararak ortaya nefis bir hikaye sunmuştur. Elbette filmin sonu führer masalsılığıyla dolu olsa da ve içten gelen führer şiddetini ortaya çıkarsa da eminim ki bir çok insanın içinden geçen son böyle bir bol şarjörlü , yangınlı bir führer hikayesidir. Gelelim kişileri incelemeye; Brad Pitt olağanüstü aksanıyla bir Tarantino filminde piç kurusu rolüne bu kadar yakışabilir hayalini ve gerçeğini ortaya koyuyor. Christopher Waltz her sahnesinde neredeyse farklı bir dil konuşarak ortaya nefis bir oyunculuğun dil gerektirmeyen becerisini sunarken , özellikle o basterds ekibi ile italyanca konuştuğu sahnede inanılmaz bir tarantino mizahının yansıtıyor,yaşatıyor,süper oynuyor. Bir de Eli Roth var tabii , o yahudi ayısı ile ortalığı kasıp kavuran, elinde dayağı milletin beynini uçuran bir karakterle bir sinema filminde yer alan aykırı yönetmenler arasına katılmış olması elbette güzel. sözün özü , Tarantino bu saçma sapan Grindhouse serisinden sonra şu rodriguez hayranlığını bırakarak son derece basterd bir film yapmıştır, film keyifli,olağanüstü, ha bir kaç deri yüzme sahnesi falan filan yanınızda güzel bir bayan varsa rahatsız edebilir,elbette ben de o sıkıntıyı yaşadım ama ne şanslıyım ki hoşgörü sahibi bu kişi durumu idare ederek,filmden daha fazla keyif almamı sağladı.

1 Eylül 2009 Salı

wikipedia çıldırmış olmalı

jaroslav plasil beşiktaşta!!!
yok canım daha neler! geçen sezon sonu keşke dediğim transferlerden biriydi kendisi, keşke birilerinin aklına gelse, kafalara taş düşse de ilgilensek dediğim plasil bu. osasuna can çekişirken, ender gelişen ataklarında soldan soldan yardıran, 10,5 numara adam plasil, beşiktaşdaymış da haberimiz yok:) 35 maç performansı nerede gösterdi, ne ara 4 gol attı hatırlamak güç. hatta beşiktaşa gelmiş de gözden bile düşmüş, kasımpaşa bile müdahil olmuş olaya. yapılır mı bu bana wiki be? rüyada hissettim kendimi. aha bu da linki.

bir başkasıyla karıştırılmış desem; aa, sahi bi zapo vardı n'oldu ona?

tartışma panosunun ilk yorumu da bekowsky den

şimdiki kulübünü de iletelim; sezon başı osasunadan bordeauxa transfer oldu 3mn euro civarı bir rakama. biz bjk 3e adam aldı dedirtmeyiz düsturuyla 13e alırdık kendisi mesela.

twitterdayım, twitterdasın, twitter


popüler ne varsa girilecek, sırasıyla giriyoruz bu aralar. msnden her an her yaptığını ileti girebilen insanlara, günde 25 defa facebookta "şu an ne yapıyorsun yavrum?" boşluğunu dolduranlara gıcık olan bir adam-boru değil adam:)- olarak sırf bu maksatla kurulmuş bir siteye üye olmak, ya da olmamak. oldum bile. ne yapacağımı, ne işe yarayacağını kestirmedim henüz:) takip edilesi kişiler olduğunu duymuştum, arıyorum bulamasam da, yardım ederse bu satıra kadar okuma sabrını gösteren birileri sevinirim. ayrıca eklenti ya da turkenglish deyimle gadget olarak gri sütunun alt tarafında da mevcuttur kendileri.

not: olm rooney takipteyim, haberin ola. mature cu sayko seni, duymadık sanma..