14 Mayıs 2010 Cuma

fon-dip


bir rakı masası şarkısı.. aslında masaya da gerek yok; mayışık ezgisinin, o melankolik tınısının ritmine, ya da ritimsizliğine mi demek daha doğru olur, bırakmak yeterli.. hani şarkılar vardır, o anki halet-i ruhiyene ilaçtır: ya üstüne giderek bastırır yaslı bir havayla, içine ateşler düşürerek, ya da birkaç darbuka ritmiyle ti'ye alır yaşadıklarını, dinlemezsen olmazın olur o döneminde.. diline dolanır, gittiğin her yerde, iş yerinde, evde, arkadaşta duymak istediğin oluverir.. pc başındaki arkadaşının playlistine dadanıp zorla ekletirsin.. bir dinlersin, kesmez.. bir daha, bir daha istersin..
peki burada geçen sözler midir şimdi benim hikayem? hayır. yaşanılan hikayeye ayak uyduran melodilerden ayıran farkıdır bu da - yani sanıyorum -; kendi hikayesinin akışına, gerçekliğine inandırıveriyor ilk "her şeyi al" yakarışıyla..
kendinizi bir anda başka bir yer, başka bir zamanda, hayalinizde canlandırıverdiği hiç tanımadığınız birisine "bir şansım olsun" diye yalvarırken buluveriyor, sonra o kadar çekiyor ki içine, en mutlu anında bile anlattığı hikayeyi yaşamak, o duyguyu, sancıyı biraz daha fazla hissetmek, o sihirli sözcükleri daha anlamlı kılmak isterken?.. buldum kendimi?!
ve zaman, elini değdirmesiyle tekerrürlüğünü zihnime kazıyarak, hem di'li, miş'li ve keşkeli geçmişe göz kırparak, hem şimdiyi hem de yaşanabilecek bütün alternatif geleceklerin acısını dolduruveriyor ince uzun bir bardaktan beyaz beyaz akıtarak..
bu sefer de tersi olsun: rakı bahane..

peki bütün bu anlatılanlardan sonra uzak durabilir misiniz hiç aşağıdaki "play" tuşundan?

bence tekrar düşünmeli insan!

Müslüm GÜRSES - NİLÜFER from SelimMADAR on Vimeo.

1 yorum:

don kisot dedi ki...

postu koyduktan sonra tekrar dinleyince yukarıdaki satırların anlatmakta ne kadar çaresiz olduğunu bir kez daha kabullendim..