6 Haziran 2010 Pazar

dünya kupası demeden

Dünya  kupasının başlamasına az kaldı. Yine biz yokuz. O zaman 90 lı  yıllardaki gibi herkes bir takım seçecek kendine. Eskiden,  nedenini bilmem ama,  halkımızın çoğu gibi ben de Brezilyayı  desteklerdim. Ama uzun süre İngilterede  kaldıktan ve  maçlarını,ligini takip ettikten sonra bu kupadaki takımım  değişmez olarak: İngiltere.  Favori olarak İspanyayı görüyorum(Gerçi üst üste Avrupa  Şampiyonası  ve Dünya Kupası kazanmak çok zor olsa da).
Neden  biz yokuz veya kimler var da biz yokuz diye bir soru sorarsam eğer,  aklıma çok farklı iki şey çıkıyor. İlk olarak Wembleyde  izlediğim  İngiltere-Slovakya maçı. Umutlu Slovak arkadaşlarım  ve 4-0 lık İngiltere  galibiyeti(çok normal): İlk sorum Slovakya  var biz niye yokuz oldu. Ama cevabım  da kendimden geldi ' Biz  İngiltere'ye gol dahi  atamadık'
28.03.2009  daki Wembley de yapılan İngiltere-Slovakya maçı her bakımdan  çok  ilginçti benim için. İlk olarak şunu söyliyeyim ingilterenin  yeni formasıyla  ilk defa taraftarıyla buluşmasıydı. İngiliz  ve Slovaklar maçı karışık bir halde izledik.  Farkına vardığım bir  şey de stadın büyüklüğü içinde kendimi çok küçük hissetmem.  Çok stad gördüm ama bu sahiden büyüktü. Anlamadığım diğer  bir nokta ise 80 bin kişi aynı anda  staddan çıktığında neden izdiham  olmadığıydı? Biz de mi gariplik varki! 20 bin  kişilkik stadda  izdiham oluyor. Ayrıca stad içinde üst kata çıkmak için yürüyen  merdiven olması da pek normal karşıladığım bir durum olmadı: sanki AVM içindeydim.  
Bir  yandan aklıma Olimpiyat stadı geldi. Hani trilyon yatırıp sonra  365  günün 340 küsür günü boş kalan, kalanlarında da 83  kişinin izlediği (Teknik  heyet ve yöneticiler dahil) İBB maçlarının oynandığı arazi.  Wembleyin de yıkılıp yeniden yapılması  için çok para harcandı.  Ama bir kural vardı: ingiltere milli takımı maçlarını  burada  ve her zaman dolu tribünler önünde oynuyordu. Ayrıca İngilterede lig  kupasının yarı finali ve finali burada yapılıyordu  ve bunu destekleyen büyük  konserler de düzenleniyordu.
Maça  gelirsek, Holosko yedekti. Bu da belki onun BJK için 3. sınıf  bir  yabancı tercihi olduğunun kanıtıdır. Düşünün Şampiyonlar ligindeki rakibinin  oyuncuları karşıda, bel bağladığımız yabancımız ise 4-0 mağlup takımın  klübesinde. Çok şaşırdığım  bir yorum da TRTde bir programda Holoskonun İngiliz  defansını  tek başına yıprattığının masalımsı anlatılışıydı.
Asıl  nokta şu ki; ben bir tursitim ve bir hafta sonumu maça harcıyorum.  Öncelikle Rooney, Gerard, Ferdinandı, sonra da stadı  görmeye. Ama  bu  ortama tek fransız ben değilim . İçeride ben çok sayıda mevcuttu.
Sonuç: Bacasız sanayi futbol derken bundan bahsediliyor olsa gerek! 

Hiç yorum yok: