4 Temmuz 2010 Pazar

mi se stozi za nana

mesai ye başlamadan,bitişini hayal ederken sigara-kahve-muhabbet üçlemesinde(son zamanların baba-oğul-kutsal ruhu gibi bi şey oldu benim için) ananeli ve babanneli çocukluk geçmişine gittiğimizde kaçınılmaz olarak nanamı(anane) ve bababayı(dede) anmamak tabi ki olmazdı.sonuç ? tabi ki melankoli...5 li 6 lı yaşların yaz günlerinde almancı kuzenlerin gelişiyle çıplak ayakla ma(h)allede yakalamaç oynadığımız zamanlara gidiyo ilk anım. tükenmez enerjinin koşmaktan arada s.o.s verdiği dakikalarda elinde salçalı ekmekle enerji takviyesi yapan parmaklarının ilk boğumları her daim kınalı nana.
hiç üşenmeden hazırlardı ekmekleri,sıkılmadan beklerdi yorulup eve giriş saatlerimizi.izmir de göçmen evlerinin karakteristik özelliği evlerin bodrum katının olması.işte nana'm da bodrum un kraliçesiydi çünkü o bodrumlar eski eşya saklama odası değil mutfak ve memleket işi böreklerin yapıldığı yerdi.trt1 tekel olduğu günlerde pazar günleri saat :12:00 da klasik müzik saatlerinde eve elinde tepsiyle gelir komat,matiji,maznica(göçmen börekleri) eşliğinde klasik müzik dinlerdik(yerellik ve evrensellik kavramı istemsizce o zaman sanırım bünyeye gark oldu:) ) bayramlardan önceki günlerde valangi(sadece bayramlarda yapılan bi börek) yapılırken başına çöker koreli(valangi olmadan önceki börek hali) yemek için sıraya girerdim koreli,beyaz peynir,ayran(o zaman kutsal üçlemesi)la dünyanın en doymuş çocuğu olurdum.bayram günü de nana nın sarajli(saraylı) tatlısına doyamazdım.sadece bayrama özel bu menü ben büyüdükçe,nana yaşlandıkça son buldu...
Türkiye ye gelişlerinden kısa bi zaman sonra geçirdiği kaza sonrası bi ayağı aksamaya başlamış.ama neşesine hiç engel olmamıştı. sarımsaklı da babayla balkonda otorup denizden gelişimizi beklerdi,yanık halimizi görür söylenirdi:) bizden fazla onun canı yanardı yanık tenimizi görünce arada başında beyaz şamlijası(yemeni sanırım türkçesi) kumsala gelir denizde açılmayalım,güneşte kavrulmayalım diye jandarmalık yapardı. şu an bunları yazarken yine o zamanlar gidip-geliyorum ördüğü patik şişlerini,gözlüğün altından bakıp yaramazlık yaptığımda ''o dete kete is tepa''(evlat dövecem seni) deyişini duyar gibi oluyorum. akordeonu ilk aldığım zamanlarda benimle şarkı söylerken nasıl yapardı bilmem ama küçük kız çocuğu gibi ses çıkarırdı.yaz yaz bitmez bu anılar :) özledim seni nana ölüm ü sana da yakıştıramadım,daha çok pesni(türkü) söyleyecektik seninle...daha da yazılacak çok şey var ama üyeler müsade etmiyor.bilmem bulunduğun yerden beni duyabiliyo musun ama kimse senin gibi majkino nanino demiyo be nana :(

musoski

1 yorum:

Gönül Bahar Dalgicoglu dedi ki...

cocuktuk masal dinlerdik,büyüdük masal dinliyoruz.yaslaninca masal anlatacagiz torunlarimiza,inanacaklar.masal oldugunu unutacaklar.ve birgün....bizde masal olacagiz,anlatacaklar..... ne mutlu masal gibi anlatilanlara,yasamda iz birakanlara dilerim birgün gelir benim torunlarimda nanalarini anlatir,yazar.gözyaslarima hakim olamadan okudum yazini,alip gecmise götürdü.birde derlerki zamanda yolculuk olmaz.son söz:seni cok özledim nana,insallah orda yalniz degilsindir,seni ziyarete hasretle birilerini beklemiyorsundur.mekanin cennet olsun.