18 Eylül 2010 Cumartesi

bir hikaye

bir gün o muhteşem , heybetli adam büyük adam büyük iskender sarayının etrafına doğru bakınmak için akşam serinliğinde dolaşıp dururken , genç erkekler , genç kızlar ile dolu sarayında bir anda durur ve hocamı çağırın bana der. iskenderin hocası aristo gelir ve iskender sorar ; " hocam senin de bir hocan yok mu der ? " Aristo cevap verir ; "elbette var , sinop kalesinin dibinde yaşar , o da benim hocamdır hayatta hiç birşeyi yoktur , elinde mal olarak sadece bir su kabı vardı fakat çocukların çeşmelerden eliyle su içtiğini görünce onu da attı,gerek yok dedi " diye cevap verir. daha sonra iskender ordusuna emir verir ve sinop kalesine hocaların hocasını görmek için yola koyulur. sinop kalesine gelir ve bir ahşap fıçının içinde yaşayan hocasının hocasını görür ve sorar; " ey hocamın hocası , ben büyük iskender söyle bana benden bir istediğin var mı ? " hocaların hocası kafasını kaldırır ve sakallı hali bitkin duruşu ile cevap verir "GÖLGE ETME BAŞKA İHSAN İSTEMEM" ................

Bir adam gördüm, bir kapının önünde oturmuş düşünüyordu.
Saçı sakalı birbirine karışmıştı.
Üstü başı perişandı.
Kafasını belli bir ritimle iki yana sallıyor, arada bir kimsenin anlamadığı bir şeyler mırıldanıyordu.
-Kim bu adam, diye sordum.
-O bir meczup, dediler ve anlattılar hikâyesini.
Şimdi önünde oturduğu o kapıyı çalmış günlerden bir gün.
İçeriden bir ses “Kim o?” diye sormuş.
Ciddiye almış soruyu.
O günden beri cevabını düşünüyormuş.