20 Eylül 2010 Pazartesi

edebiyatsal kusmaca

“edebiyatta da , aşkta olduğu gibi,başkaları tarafından yapılan seçimler karşısında hayrete düşeriz”
Andre Mauros

Bir kedi ile göz göze geldiğinizde,içinizden bir şey kopar sanki bazen…..
Bilirsiniz,yavrusu ölmüştür daha yeni,bir arabanın tekerlekleri altında.
Acısını anlatamaz,dile getiremez,konuşamaz ki o.
Konuşup da kendimizi ifade edemediğimizden,anlatıp da anlaşılamadığımızdan yakınırken,onu böyle görünce kalbiniz sızlar.
Paul gallico , thomasina adlı romanında insanların birbirleriyle,doğayla ve hayvanlarla olan ilişkilerini sorgular.
Tabiatta bulunan her türlü sevgiyi yüceltir.
Hayatımızda acı hep vardır,ölüm vardır,çünkü ayrılık vardır.
Doğal yoldan olmayan ölümler büsbütün yaralar bizi.
Kazalar,cinayetler ve savaşlar……
Her biri haksız bir ölüm fermanıdır adeta….
Joseph Heller, Madde 22 adlı romanında savaşın korkunç yüzünü;onun anlamsızlığına ve saçmalığına vurgu yapan eşsiz bir ironiyle anlatır.
Savaş da bir şiddettir aynı zamanda ve şiddeti yüceltmek,haklı gösterecek gerekçeler aramak insana olduğu kadar topluma da ihanet sayılır.
Polisiye ve gerilim romanlarının usta isimlerinden mary higgins clark,yetişkinler kadar çocuklara da hitap edebilmek için,kitaplarında şiddet ve seks unsurlarına yer vermez.
Hayal edilebilen herşeyin gerçekleşme ihtimali bulunduğu düşünülür.
Yüzyıllardır onca insan savaşsız bir dünyanın hayalini kurmuş ve kurmayı sürdürüyorsa,böyle bir dünyaya kavuşma olasılığı da var demektir,o halde.
İnsanlar olarak şanslıyız;konuşuyoruz,yazıyoruz,iletişim kurabiliyoruz.
Bu sayede hayalimizi hakikate çevirmeyi de başaracağız gün gelip,heralde.

Hiç yorum yok: