27 Kasım 2010 Cumartesi

paslı testere


İlk filminin hatrı yüzünden bütün filmleri izledik 7 ye kadar. Her bölüm biraz daha kötü, çokça ilkini özlemle anmama sebep duygulara sebep oldu. Buna belki de bu istemdışı kıyaslama sebep oldu. Ama her ertesi bölümün biraz daha kan, biraz daha vahşet katılarak sergilendiği görmek güç değil. Buna da kabul edilebilir olarak bakabilirdim belki, eğer testerenin mirasına; oyunlarına sebep olan düşünsel, ders verici oyunlarına sadık kalabilseydi. Vahşete sadakati övdüğüm hissine kapılsam da, söylemek istediğimin filmle, özellikle de “devam film”leri olmasından her bölümü ayrı bir testere macerası gibi değil de totalde bütünü, temel düşünceyi koruması açısından önemliydi.

Spoyler içerdiğini en başında söyleyip; s.u.r.v.i.v.e isimli uyanık testere mağdurunun, başından belli olan oynanacak oyunda yapılabilecek herşeyi yapmasına rağmen kurtulamaması, yine birdeki akılla kıyaslayacak olursak affedilişi hakediyordu. Veliaht konumundaki çakma testerenin hikayesi olan ve zor da olsa “acı bir vazgeçiş”le kurtulma ihtimalli oyunlar yerine kişisel intikam peşine düşmüş olması, gözümdeki yerini peşinen jigsawa duyulan derin ve garip saygıdan alıp, kurban yerine geçirdi. Ki imdata burada eskilerden yetişip, oyunu kuralına göre oynamadığını hatırlatan, zor olan kurtuluş yolunu dahi kendisine vermeyerek “empatik” bir derse maruz bırakılıyor.
Esasında birin harikalığının arkasına sığınarak yapılmış olması, her yeni çıkan bölümünü bu harikalığın devamı yüzü suyu hürmetine belki nasibini biraz olsun almıştır diyerek takibe değer buldum. Her ne kadar, olmadı, “”birden gayrisi yalan be abi!” serzenişleri yan cebimde sinema yolunda olsam da, bütün bölümleriyle ortalamanın üstünde bir seyir zevki sunmasını inkar edemem. Yani hikayeye kızışım, alışılmış bir davranış gibi konu testere olunca. Olası bir final final cut 8 filminde aynı sözlerin lacivertiyle tekrar burada olurum : )

Gelelim samimi olanlara; 3D. Burada bir film süresi kadar o koltukta oturup fragman izleyebileceğimi söyleyebilirim. 3 boyutlu izlediğim fragmanların filmlerinde ise aynı kaliteyi yakalayamam canımı sıkmaya başladı. Reklam ve fragmanda tutturulan başarının filme yayılamaması dakikalar geçtikçe “yine olmadı!” hissini üzerime yayıyor ve güzel de olsa keyif, artık geri dönülemez, bir sonraki 3D ye kalan, filmin hemen başında izlediğim fragmanın gösterim tarihine ertelenen bir umuda bütünüyor. Ve bir gün siyah çerçeveli görsel bir teknolojiyi böylesine dramatize edeceğimi bilsem..  yine filmin başındanki reklamda, Kaka topa vurduktan sonra barajdaki futbolcu gibi yüzümüzü tutuşumuz ne kadar da güzel olabileceğini göstermedi değil. Off, yeter. Hayırlı hafta sonları. 

2 yorum:

Adsız dedi ki...

filmlerin %90 ının serisi ilki kadar iyi olmaz. rocky 4 ve birkaç örnek hariç emir

Lucky Strike dedi ki...

ben demiştim ajanım 2.5D bu film die :)