bir şeyleri yürütmek ilgimi çekmiyor. başlangıçtaki heyecanı seviyorum,sonra sıkılıyorum. bir süre boyunca bir şeyde karar kılıyorum,yürümesini sağlıyorum -sonra dışarıdayım. Öyle girişimciyimki hiç bir şeyde başarılı olamıyorum, kendi hayatım dahil. Bunun sırrı bunu biliyor olmamda yatıyor.
26 Şubat 2010 Cuma
karalamaca
referans alarak bunun üzerinden nasıl faydalanabilirizi düşünüyor: insanları yine sıradanlaştırmayı hedef alıyor ama bunu yaparken belli bir eşit şart koymaktansa onu sınıfsal çöküntüye . elinden herşeyi almaya konsantre olup . içinden çıkmak istiyorsan zihninden . karakterinden . duygundan . zamanından fedakarlık edip sonu belli olmayan bir çalışma düzeninde sırıtmanı bekliyor. İşte ben de bu karalamacayı bu sonuç üzerinden çıkararak yaptım bugün. Ben sıradanlaşmaya alışmışken bana iş hayatı karakterinden . duygundan . zamanından . zihninden kurtul ve kapitalizme karşı sırıt mı diyor . yoksa sıradanlaşan hayatını sonuna kadar sömürür ve seni sınıfsal ayrımın en dibine kadar gönderirim diye tehdit mi ediyor. En azından bu sonucu çıkarmak yıllar sonra düşünmek bana iyi geldi ve bunu okuyan kişilere de bir kaç kelam etmek üzerine bu düşünceleri buraya döktüm. eğer anlatabildiysem kendimi siz kendinizi hangi tarafa koydunuz ve hangi sorgulamayı kendinize yaptınız. Kapitalizm içerisinde kötü para iyi parayı kovar tezine karşılık her arzın bir talebi vardır diyerek mi yarına bakıyorsunuz ya da her sorgulamanın sonunda karakterinizden . doğrunuzdan . düşüncenizden zerre taviz vermeyerek sıradanlaşmayı mı kabul ediyorsunuz. veya hepsini bir kenara bırakarak ben kapitalizmin uygulayıcılarına sırıtmak için elimden gelen herşeyi yaparım diyorsunuz. sonu gelmeyen bir karalamaca yapmışım aslında ben ama hepsini kenara koyup insanın en güzel kaçış yolundan uzun süreli bir uykudan medet umayım en iyisi. Bu kadar bitti işte. Devamı daha sonra gelir nasıl olsa.
25 Şubat 2010 Perşembe
HAYYAM...
Herkesle uzaktan hoşbeş edip geçmeli
Can gözünü açınca görüyor ki insan
En büyük düşmanıymış en çok güvendiği...
Hayyam bunu yüzyıllar önce anlamış, biz hala test ediyoruz. Tecrübeye kulak vermek ve uygulamak lazım...
20 Şubat 2010 Cumartesi
Tarihi Yarımada, Soğukçeşme Sokağı
Bugünü gitmekten her zaman çok keyif aldığım Eminönün de geçirdim. Daha önce hiç çok fazla vakit geçirmediğim cadde ve sokaklarını Tarihi yarımada ve Osmanlı eserleri konusunda oldukça donanımlı bir arkadaşımla bir turist edasında gezmek 5 günlük iznimin en güzel saatlerini geçirmeme yardımcı oldu.
Soğukçeşme'den hemen sonra Arasta çarşısından aşağı doğru devam ederek Cankurtaran'ı gezdik. Burada gezerken kendimi bilmediğim ve ilk defa gittiğim bir şehirde geziyormuşum gibi hissettim. Şehirin kalabalık ve karmaşasından çıkmışta tatile 19 Şubat 2010 Cuma
Bahar mı acaba....

elma değil ayva
17 Şubat 2010 Çarşamba
1 2 3 soleils
12 Şubat 2010 Cuma
Kalbimdeki Deniz Olmasa...
Bu aralar hayatım; hastalıklar yüzünden hastane, ev, iş ve ilaçlar arasında geçiyor. Bende kalbimdeki denize sığınıyorum, orada biriktirdiğim güzelliklere, mutlu anlara geri dönüyorum. sonra da diyorum ki keşke azıcık öylece durup kalabilecek zaman olsa, hiçbişeyle bağ kurmak zorunda olmasak, işe gelmek, bi yerlere yetişmek derdi olmasa. Tekrar hayata dönmek isteyene kadar öylece durabilsek sonra nereden başlamak istersek başlayabilsek. Belki bir gün olur ya da sadece filmlerde oluyodur böyle şeyler..
İşte tüm bunları yapamadığım için iyiki kalbimdeki deniz var.
İncesaz'a da buradan saygılarımızı sunalım böyle şahane bir şarkıya sahip oldukları için.
söz ve müziği cengiz onural
eğer öksüz kalırsa bu ölümüne sevdasussun rüzgar,
solsun güneş, bitsin bu rüya
eğer gönüllerde sevgiye yer yoksa
aşktan söz etmeyi bırak dalgalara
bir çivit mavisi renkle yazılsınsen,
ben, hikayemizbu kara sevda
eğer bu sevdaya sahip çıkmıyorsa bu dünya
sussun rüzgar, solsun güneş, bitsin bu rüya
eğer gönüllerde sevgiye yer yoksa
aşktan söz etmeyi bırak dalgalara
bir çivit mavisi renkle yazılsınsen,
ben, hikayemizbu kara sevda
aramıza çizildi bu mavi duvar
bakıp bakıp sevdalı kıyılar ağlar
dünya bölündü, ortasında ikimiz
sevdamı saklıyor kalbimdeki deniz
4 Şubat 2010 Perşembe
bıçak / kemik
Biz Beşiktaşlıyız
Sizin Olsun Oyunuz
Cuma 20:15'te
Kutlayın Artık Biz Yokuz
Yokluğunuzu Hissettirmeye..?
Eski Açık 1: Kapalı Tribün Tarafında
Eski Açık 2: Numaralı Tribün Tarafında
Numaralı: Bireysel
Yeni Açık: Kapalı Tribün Tarafında yer alıp çıkışa yönelebilirler.
Biz Böyle Bir Futbol Düzeni İs-Te-Mi-Yo-Ruz!
Bu varsa, biz yokuz.
Biz "Galatasaray'ın kalitesi vardır, bu arkadaşlar Galatasaray'ın geleceğinde söz sahibi olamazlar" diyen zihniyetle de mücadele ediyoruz, Aziz Yıldırım'ın imparatorluğuyla da.
Zira yok bunların birbirinden farkı.
Taraftar Yoksa Futbol Da Yoktur.
Bilmiyorlar, anlamıyorlar.
Nasıl anlatacaksın? Tezahüratla anlatamadın. Konuşarak anlatamadın.
Giderek anlatacaksın.
En ufak bir şiddet göstermeden...
Sessiz, sakin, kendinden emin...
2 Şubat 2010 Salı
çiçek abbas
şakir (sener sen)- asiksan vur saza, soforsen bas gaza
abbas (ilyas salman)- sevene can feda, sevmeyene elveda
şakir- sen batan bir guneş ben yollarda çilekeş
abbas- şöförün bahti kara muavvinin gönlü yara
şakir- gaz, fren, şanzıman halim duman
abbas- sev beni seveyim seni
şakir- aşk bir otobüstür binmesini bilmeli
abbas- son durağa gelmeden inmesini bilmeli
şakir- bana hava atma!
abbas- havan kime yabanci?
şakir- kapilma ruzgarima sen de aldanirsin
abbas- sollama beni sollarim seni
şakir- gecme beni ezerim seni
abbas- dünya dikenli bir hayat sevenler de mi kabahat?
şakir- yaklaşma toz olursun geçme pişman olursun
abbas- çilemse çekerim kaderimse gülerim
abbas- istedim vermediler sen şöförsün dediler
abbas- emegimiz bilek zoru allahim sen bizi koru
abbas- aşk bir sudur iç iç kudur
abbas- aşkı çekene derdi bilene sor
abbas- aşk çekenin yol gidenin
abbas- kabahat sen de değil seni sevende
abbas- neaaaabeeer!!!
