bir şeyleri yürütmek ilgimi çekmiyor. başlangıçtaki heyecanı seviyorum,sonra sıkılıyorum. bir süre boyunca bir şeyde karar kılıyorum,yürümesini sağlıyorum -sonra dışarıdayım. Öyle girişimciyimki hiç bir şeyde başarılı olamıyorum, kendi hayatım dahil. Bunun sırrı bunu biliyor olmamda yatıyor.
30 Ekim 2010 Cumartesi
i walk alone
29 Ekim 2010 Cuma
29 Ekim
Bugün 29 Ekim 2010, Cumhuriyetimizin kuruluşunun 87. yılı. İnsanların akıllarına, ben de dahil buna, nasıl kutlamalar yapılacağı, boğazda kaç milyon dolarlık havai fişek patlatılacağı düşüyor. Kimisi başbakanın ağzından çıkacaklara bakıyor, kimisi "genelkurmay konuşsa da bi dinlesek" diyor. Gülüyorum. Bu tür günlerde asıl olan manevi değerlerin ve kimliklerin "hatırlanması"dır. Fakat gel gör ki bizim memleketimizde bu harika günü anımsamamız bir nevi atamızı birilerinin gözüne sokmamız ile geçiyor. Birkaç havai fişek patlatıyoruz, teknede birkaç parti, askerlerin botlarını yerlere sert şekilde vura vura geçişi dışında pek de önemli birşey olmuyor açıkçası. Asıl olan 1923'ü hatırlamak değil midir? Asıl olan ne kadar minnettar olduğumuzu göstermemiz değil midir? Ben şahsen artık belli bir raddeden sonra cumhuriyetin, Atatürk'ün ne kadar vehim değerler taşıdığını toplumumuzda yuvalanmış seccade kesimine anlatmak istemiyorum. Bugünün sadece fikirlere saygı, şahsiyetlere hürmet ve takvim yaprağına minnet ile geçmesini istiyorum. Oturup güzel insanları anmak, fotoğraflarına bakıp özlemek istiyorum. Eğer bu hala içimizde süren bir savaşsa, kimin payı ne kadar ise gövde gösterisini yapsın, kimin boyu daha uzun herkes görsün madem. Ve bugün için içlerinde herhangi bir kıpırtı hissetmeyen dostlarım; umarım bugün de toplanır birer makrube yapar geğire geğire yersiniz, ki zaten resmi tatil sizin için de.
"En bilgin aynalara en renkli şekilleri aksettiren onlardır.
Asırda onlar yendi, onlar yenildi.
Çok sözler edildi onlara dair
ve onlar için :
..."Zincirlerinden başka kaybedecek şeyleri yoktur,denildi."
...
Coşkusunu havai fişeklerle yapılan kutlamalarda değil , yüreklerinde hisseden bu toprağın insanlarının Cumhuriyet Bayramı kutlu olsun. Bu destan onların destanıdır."
25 Ekim 2010 Pazartesi
bir tasarımcının isyanı
23 Ekim 2010 Cumartesi
sabır taşından sesler
21 Ekim 2010 Perşembe
shuffle mode on football
19 Ekim 2010 Salı
az biraz zeka
18 Ekim 2010 Pazartesi
homer simpson: a true catolic

vatikan tarafından bahsedilen bir haber; homer ve bart ın katolik olduğuna dair haber ve yorumlar falan failan. biz türkler de kimin müslüman olup olmadığını tartışırız ya bu da işte öyle bişey sanırsam. alın işte bu da ciddi ciddi haber linki; http://www.stumbleupon.com/su/4tpmp4/newsfeed.time.com/2010/10/18/homer-simpson-a-true-catholic//r:t
garip dünya vesselam
15 Ekim 2010 Cuma
bir yalnız nişantaşlı
quaresma geliyor
13 Ekim 2010 Çarşamba
gugıl transleyt
11 Ekim 2010 Pazartesi
10 Ekim 2010 Pazar
yok artık
Böyle sevemezsiniz, terk de edemezsiniz.
Sürünür gidersiniz...
4 Ekim 2010 Pazartesi
kuffour'un rüyası
3 Ekim 2010 Pazar
basit
2 Ekim 2010 Cumartesi
be my baby
When my baby, when my baby comes home"
edit: playlistini çok beğendim bu filmin, yukarıdaki parçanın dışında bir de moloko şarkısı var ki:) tüm liste:
1. 'Sway' - Rosemary Clooney
2. 'Release Yo' Delf' - Method Man (Prodigy Remix)
3. '54-46 Was My Number' - Toots and the Maytals
4. 'Every Day Will Be Like A Holiday' - William Bell
5. 'Feeling Good' - Nina Simone
6. 'Sing It Back' - Moloko
7. 'Nausea' - Beck
8. 'Burn My Shadow' - UNKLE
9. 'Love Lines' - Dave Stewart
10. 'Every Day Will Be Like A Holiday' - William Bell (RZA Remix)
11. 'Dream A Little Dream Of Me' - The Mama And The Papas
12. 'Repo Mambo' - Marco Beltrami
1 Ekim 2010 Cuma
yine mi gol değil*
Otoparkta maç saatini bekliyorum. o sırada ntvspordayım alt yazıdan kadroyu okuyorum ve kalede hakan yazıyor. hakanın olmasına değilde cenkin olmamasına üzülüyorum aslında. Bu seneki performansımızdan mıdır yoksa her zamanki duygular mı bilinmez çok rahat bi maç olacağını düşünüyorum o sırada, zaten stresli maçları seyretmeyi pek tercih etmiyorum. Saat 20:00 ve maç başladı Q7 nin direkten dönen topu var bunu atsak rahatlayacağız. oynadığımız ayağa pas futbolun keyfini daha iyi yaşayacağız derken Q7 sekmeye başlıyor;,kendi kendime konuşuyorum; zorlama kendini çık diye ama o zorluyor ve yüzündeki kahretsin ifadesiyle oyun dışında kalıyor Özellikle ilk yarının son 15 dakikasında dün akşamki Kazan – Barça maçı geliyor gözümün önüne. deplasmandayız, 50.000 taraftarın önünde Rapidi hapsediyoruz (tıkpı fb deplasmanı gibi)üretkenlik yok belki ama topun bizde olması mutlu ediyor tabi.Ve devre arası. son 15 dakikadaki futbol var hep aklımda o yüzden rahatım. 2. yarı biraz bocalıyoruz derken Q7 ye inat direk bu sefer topu içeri yolluyor . Beşiktaş bu sene gerçekten farklı taraftarına güven veriyor ve Holoskoyla geliyor golümüz hemen ardından 2 hatta 3 olabilecek pozisyonlar, bir tabureden alıyorum hıncımı. Neyseki Bobo var 8 de 7 yapıyoruz dahada sürecek gibi bu seri. *Güçlü takımlarla oynamadı yorumlarına inat sürecek gibi hem de. 14 resmi maç yapmışız ama hala güçlü bi takımla oynamadık mı gerçekten? Son olarak kazanmak gerçekten güzel ama en güzeli topun bizde olmasıydı.
Ernst : takımın en iyisiydi heryerde vardı asistinide yaptı allahtan alman milli takımında oynamıyor.
Aurelio : bu takıma transfer olamsını hiç istemedim halada olmasaydı diyorum ama oynadığı futbolla takdiri haketti bence.
Guti : o olmasa ne olur çok merak ediyorum iyi ki varsın
Hilbert : sofya maçının 2. yarısı, antalya maçı ve viyana deplasmanı git gide ısınıyor takıma bizde ona ısınıyoruz.
Holosko : bu takımda sende oynamak istiyosun biliyorum ama bunun için gol atmana gerek yok gol pası versende oynarsın.
Bobo : Hakan Hilbert ve Holoskonun kendi aralarında para toplayıp bir Hediye alması lazım bence belki isimlerinin baş harfinden yola çıkabilirler. Ayağına sağlık, bu arada sözleşmesi nezamaman uzatılacak ?
Son olarakta yayıncı kuruluşa lafım var; bir tane bile istatistik yayınlanmaz mı maç boyunca en azından topla oynamayı gösterseydiniz, ki bu sıralar Beşiktaş camiasının en çok takip ettiği şey bu.


