bir şeyleri yürütmek ilgimi çekmiyor. başlangıçtaki heyecanı seviyorum,sonra sıkılıyorum. bir süre boyunca bir şeyde karar kılıyorum,yürümesini sağlıyorum -sonra dışarıdayım. Öyle girişimciyimki hiç bir şeyde başarılı olamıyorum, kendi hayatım dahil. Bunun sırrı bunu biliyor olmamda yatıyor.
29 Aralık 2010 Çarşamba
ohh ghosts always watching
28 Aralık 2010 Salı
Orta

Hayatın hep bir dengesi vardır. Bu dengeye “orta” derler sanırım. Hani bir “şeyin” hepsine sahip olamazsınız ama aslında hiç yok da değildir, biraz da olsa mevcuttur. Hayatı hep ortalarda yaşamak zorundayızdır. Ne çok mutlusundur, ne de mutsuz bir insansındır. Üst seviyelerde başarılı bir insan değilsindir ama başarısız hiç değilsindir. E haliyle çok paran da yoktur ama cüzdanın da boş değildir aslında. “ben özgürüm, kanatlanacağım” dersin ama birisi tutar ayağından. Ne göktesindir, ne yerde..
Orta halli insanlarız bizler. Amacımız suya sabuna dokunmadan yaşamak. Her ileri bir adımın bir ilerisi de var olduğundan, bulunduğumuz çukurdan daha derine gömmemeye çalışırız kendimizi, nefes alabildiğimiz yerdeyiz en azından deriz. Trafikteki dolmuş bile orta şeritten gider, işe giderken koridorda ortadan yürürsün, kahve ile şekeri eşitlersin, ne kahvesi fazla olsun ne şekeri az olsun.. “orta” olmanın bu kadar “ortak” olduğu bir şehirde kendimize sanırsam “normal” diyebiliriz ama sokaktaki herhangi birinden farkı olmayan. Onlar da bilirler. Sen de, ben de sadece onların yanından yürüyüp geçen birilerinden farksızız, her detayına kadar ayrı ama sonunda aynıyız...
aşağıdaki arkadaşa da gönderimizi başlıkla yapalım:)
uzun
aşağıdaki arkadaşa da gönderimizi başlıkla yapalım:)
24 Aralık 2010 Cuma
Kısa

Özlem duyuyorsun birşeylere. Birşeyler canını sıkıyor, daraltıyor.. “Yeter!” diyorsun, yetmiyor. Kaçıyorsun bazen ama sonunda hala orda olduğunu biliyorsun. “Yakaladım” derken balık suya geri düşüyor.. En çok da neyi özlediğini bilememek fenaymış. Bir boşluk var içinde, hissediyorsun, nedendir dolmuyor ama. Kararmış sanki dünya, gündüzler çok kısa. Herşeye kızıyorsun. Ota boka yaramaz şeyleri kafaya takıyorsun. Arada bir sorgulamayı bırakıp unutuyorsun, hafif bir gülümseme yayılmışken yüzüne, seni bozan bazen telefondaki tanımadığın ses bile olabiliyor. Sonra kafayı çevirip bildik yüzlere bakarsın, hepsi aynıdır. Az önce görmediğin sestir onlar. Çantan hazır değil ama bir yolculuk telaşı var. Keşke içine o güzel insanları da doldurup gidebilsem diyorsun. Ama gelmiyorlar seninle.. Eğer bu isyansa, tez zamanda kendi kellemi kesmeliyim buna son vermek için..
17 Aralık 2010 Cuma
geçmişli zaman
7 Aralık 2010 Salı
yamore
bazen bir arkadaşınız size eski günlerde çok sevdiğiniz ve dinlemekten keyif aldığınız birisini hatırlatır başka bir şarkısıyla , siz de o sayede o dinlediğiniz kişinin en sevdiğiniz şarkısını kaç zamandır dinlemediğinizi ve bununla beraber özlem duyduğunuzu farkedersiniz. sonra tekrar başlar yamore diye. mali nin muhteşem sesi salif keita , isme bakıp aldanmayın topçu değildir fakat sert bir top gelmiş gibi çarpar adamı. keyifli dinlemeler.
every little drop

ben küçükken cep telefonu yoktu, çocuk aklımla annem dışarı çıkıp da hava karardıktan sonra eve geldiğinde endişelenirdim. içimden "annecim, ne olur gel, bak bir daha yaramazlık yapmayacağım" diye içimden kendisiyle konuşarak.
biraz önce açık pencereden hışırtılı birtakım sesler duydum yağmur sanarak, umutla pencereye koştum, rüzgarmış -peeee-. annemle ilgili bahsettiğim duyguyu hissederek "yağmur ne olur yağ, bak, 3 ay boyunca yağ, tüm yıl yağ, hiç şikayet etmeyeceğim, güneşli günler istemeyeceğim" dedim içimden.
şehir

hatıra mıknatısı.
iyiler iyi de, kötüler sokağa çıkmayı bile yasaklar bazen insana. şehrin insana yapabileceği en büyük kalleşliktir bu.
parfümüm kötü hatıraları çeker değiştiririm, saçlarımdan sakalımdan atarım kötü hatıraları kırparak, içimdeki boşluğu yemek yiyerek de doldururum, işkence haneye dönerse evimi de bırakırım çare yoksa..ama şehrim..benim gücüm yetmez ki sana..sev beni..ne olur...
sigara

hiç bir şeye karşı isteğim yok, şu an bana bakan sigaralarım hariç.
onları hiç bir erkeği sevemeyeceğim kadar çok seviyorum.
yanan tütünü içime çekmek benim için ölümle dil dile , dudak dudağa öpüşmek gibi...
totaliter zihniyetinizi, kapitalist beklentilerinizi bir tarafınıza sokun.
ben ölümü şehvetle arıyorum,
fani varlığımı söndürüyorum ucunda.
3 Aralık 2010 Cuma
Sinir Krizi

tutti frutti te khelas
bu aralar eski günlerimi yad etmeye ve gatlif i hatırlamaya başladım. ulan benim cenazemde bunu yapmazsanız valla küserim. huzura ermişim işte bağırın arkamdan tutti frutti te khelas , hajde bajce , hajde , hajde
1 Aralık 2010 Çarşamba

Buz gibi bir neşter darbesi
Senin bu ihanetin,
Sımsıcak kanayan yaramı,
Yarar da diri diri,
Deşer de geçer...
Gözlerim sanki patlamış kan çıbanları
Akan gözyaşlarım değil asla,
Kanlı bir irin gibidir,
Ellerimden kopan eller,
Senin ellerin ise...
Ellerimden kopan eller,senin ellerin ise..
Gittiğin o gecenin,
O korkunç ıssızlığında,
İhanetin,etimin çırılçıplağında
Sinsice dolaşan,kapkara bir akrep gibidir...
