3 Mart 2011 Perşembe

bir kültür karmaşası



artık her gün bir şarkıya odaklaşmak ve onun versiyonlarını , yorumlarını gün boyunca dinlemek gibi bir geleneğim oluşmaya başladı. bugün sabah itibari ile fuat saka konserine hazırlık amacı ile fuat saka yorumlarından seçtiğim ve sonra muhtelif yerlerde muhtelif kişilerde yorumlanan bir türküye sabitledim kendimi. şarkının adı romana diye geçse de başka kişiler yorumladıklarında "Ela Ela Leose" şeklinde de söylediler bu güzel yüzyıllık türküyü.

türkünün sözleri pek mergelce veya hemşinceye uymadığı için biraz bakayım dedim orjinali nedir ne değildir diye ve karşıma çıkan sonuç pontusça olduğuna dair idi. yani karadenizde rumların kendi özgün yorumları ile konuştukları bir dil ve trabzon rumlarına ait bir türkü olduğunu öğrendim.

kültür karmaşası başlığı da oradan sonra çıktı zaten; memleketim o kadar derin bir büyüye sahip ki burada yakılan ağıtların dillendirilmesi mesafeler uzadıkça da değişmiyor ve aynı özgünlüğü taşıyor. keşfettiğim kişi Nikos Michailidis ve onun yorumladığı albüm de horon ke troğadiya albümü. kemençe aynı hüzünde eşlik ediyor insana, ağıt aynı ağıt ve şarkıyı dinlediğiniz de aklınıza gelen ilk detay da bu türkü sadece bir trabzon akşamında belki de boztepe de akşam vakti güneş batışı rakıyı yudumlayan insanların hep beraber söyledikleri bir şarkıdır diye.

kim bilir o toplulukta rum,türk,gürcü,mergel bir sürü insan aynı anda kemençe eşliğinde fakat pontusça söylediler bu şarkıyı. işte adamı şarkıyı dinlerken veya bu memlekette bir anı yorumlarken kafa yormaya iten detay da bu. bu yüzden çok seviyorum ben bu memleketi , bu karmaşık kültür yapısında kimse bu benim diye sahiplenmediği anları düşünerek ve bunları paylaştığını hissederek bir romantizme girdiğimi düşünerek seviyorum. klasik tabir ile işte eski beraberlikler ve paylaşımları mı özlüyorum sanki hiç görmesemde , yaşamasamda onun yorumu da size kalmış.

Ama aynı zamanda yanınıza sokulan bir rumun ne güzel bir türküdür demesi de hoşunuza gitmiyor değil tabii. bu da sürpriz olarak motive ediyor sizi bu kültür karmaşasından bir kararlılık çıkarmanızı. karmaşıklık veya dağınıklık artık ne derseniz deyin korkutur ya insanları ben bu müziklerde karmaşalık yaşadığım her an kendimi çok daha iyi hissediyorum anlıyacağınız.

sadece ama sadece bu karmaşıklık beni çok yönlü bir etkileşimin içine sokacağı için olsa bile yeter bana. seviyorum işte kısacası ben bu topraklardan çıkan her kesimin ağıtını ve sessizce,paylaşarak dile getirmesini. şövenist olamamak ve bazı kültürlerin bu topraklarda yaşadığına inanmak da işin ana fikri sanırım. asıl iyi hissettiren detay da bu sanırım. o yüzden yazının başında bir rumdan , sonunda bir türkten yorumunu koydum bu ortak paylaşımın.

Hiç yorum yok: