bir şeyleri yürütmek ilgimi çekmiyor. başlangıçtaki heyecanı seviyorum,sonra sıkılıyorum. bir süre boyunca bir şeyde karar kılıyorum,yürümesini sağlıyorum -sonra dışarıdayım. Öyle girişimciyimki hiç bir şeyde başarılı olamıyorum, kendi hayatım dahil. Bunun sırrı bunu biliyor olmamda yatıyor.
18 Eylül 2011 Pazar
bu da böyle bir anımdır işte
Evet muhtemelen benim yerime güzel bir küfür etmişsinizdir ve ben buna , her şeye rağmen okuldan bir belge aldırmayı becerebildim ama ne güzel ki alındı saat itibari ile orijinalinin İstanbul’dan Kayseri’ye mesai saatleri içerisinde gelme ihtimali yoktu. Okulu arayıp evet ben bunun faksını getirsem olur mu diye sorduğumda tabii olur daha sonrasında orijinalini teslim edersiniz cevabını alınca derin bir ohh çekerek bu sefer oldu galiba şaşkınlığı içerisinde o öğrenci işlerini ilk defa giriyormuş gibi heyecanlı bir şekilde adım attım , belgelerimi teslim ettim ve verilen cevap karşısında olduğum yere yığıldım. Okul kaydını açıyoruz tamam , pazartesi günü belgenin orijinalini bizzat kendi elin ile teslim etmek zorundasın bunun başka bir yöntemi yoktur bilesin. Yapmayın etmeyin gözünüzü seveyim birisi benim yerime bıraksın , yok olmaz , en olmadı yarın af için ek süre var o saatler içerisinde gel işini halledelim eğer belge gelirse….. Derin bir ohh çekerken edebileceğim en ağır küfürlerle içimi boşaltıp tekrar yola koyuldum , 1 gün sonra bu iş bitecek umudu ile 2 gündür yürüdüğüm yaklaşık 15 km yolun acısı ile su toplayan ayaklarımı dinlendirmeye karar verdim , sabah tekrar kalkıp bir umut ile okulun yolunu tuttum ama kemal sunal filmlerinde görülecek bu kara komedinin pazartesiye sarkması kararı alındı. Evet ben , hayatımda yaşadığım en garip hikayeyi burada paylaşmaya karar verdim , kendi başımdan geçenleri anlatılmasından yola çıkarak resmen bir kara mizah örneği size sunmak istedim. Ne hoş dimi , okuldan dersi yokken atılan bir öğrencinin bütün hayatını sikmeleri yetmemiş gibi okula geri dönme şansını kullanmasına bile tahammül edemeyen bir yönetim kadrosu. Evet gençler biz üniversite okuyup adam olacağız bu arada , 17-18 yaşlarında hep üniversite hayali kurarız , oha neler olacak diye ama ben uç bir örnek olsam bile yaşayacağınız şey bu bokun sadece laciverti. Okul hayatınız boyunca sizi umursamayan , sülük gibi davranan , sizden adam olmaz siz bir hiçsiniz bakışı içerisinde sizi aşağılamaktan geri kalmayan bir grubun arasına katılacaksınız veya benim gibi katılıp sonucuna katlandınız. Ben bu aralar şanssız bir süreç geçirdiğimden mütevellit bazen sadece gülümsüyorum işte , oha bu kadarı varmış diye. Ama o sinirlerimin ve ruhsal durumumun tamamen lastik olmasından kaynaklı. Biraz daha sakin kafalı bir adam olsam muhtemelen bu olayların üzerine devlet rejiminden memuriyet zihniyetine kadar öyle solcu fikirler ile bir yazı döşerdim ki ama onu bile yapacak akıl bırakmadılar insanda. En çok neye üzülüyorum biliyor musunuz ; 3200 tl vererek kaydımı yaptırmaya çalıştığım bu okul bana 5000 tl değerinde psikolojik bir çile çektirince ortaya çıkan maddi değerle özel okula kaydolurdum cidden. Sonrasında bu okullar devletin ve halkına sunduğu bir hizmet , benim gibi bir adama bile şunu söylettiler ; Ya bu üniversiteler tamamen özel olsun sadece birkaç tane tübitak veya sağlam fonu olan birkaç kurumun desteklediği ve en başarılı öğrencilerin okuduğu devlet üniversiteleri olsun ya da bu okul idari işleri , yönetimi falan devlet memurlarından veya memur benzeri kadrolar ile oluşacağından özel yönetim veren firmalar falan yönetsin. Ön lisans diploması verildiğinde lise diplomasının geçerliliği kalmadığını bilen ve ben kanunu bile sikerim diyen bir zihniyet ile ne af yasası ne kabul yasası ne bilim yasası çıkarırsan çıkar sonuç 5 günde bir öğrenci belgesi veremeyen üniversiteler olur , 1 hafta süresinde 150 kişinin kaydını bile yapamayan aptallar çok çalıştım diye sana koridorda bağırmaya kalkışır. Kendi kardeşim dahil bundan sonra 657 e tabii herhangi bir insanın bir tane işini zamanında veya anında yaparsam , ona çektirmeden , burnunu sürtmeden bir işini bitirirsem adımı “ gay fucker “ diye değiştirmezsem adam değilim. Bu da böyle bir anım işte , ister gülün , ister ya siktir bu kadarı da olmaz diyin.
15 Eylül 2011 Perşembe
k.i.b. öptumss byeee
9 Eylül 2011 Cuma
ÖZET 2
SON DAKİKA.. Fenerbahçe başkani Aziz Yıldırım tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Fenerbahçe Uefa'ya açtığı davayı kazandı ve şampiyonlar ligine Trabzonspor'un yerine gidecek. Fenerbahçe'nin küme düşmesi söz konusu bile değil. Yazıklar olsun TFF ! (Alıntı)
Fenerbahçe Uefa'dan tazminat alacak hatta, valla.
Desem hiçbiriniz yemezsiniz. Yediyseniz de "zuhahaha" yani.
Ey ahali Füze kalkanı kuruyorlarmış memlekete. Facebook'da herkes cayır cayır paylaşıyor. "Asıl hedef Türkiye, uyanın genşler, vatana sahip çıkın". 2011-2012 Eğitim Öğretim yılının başlaması ile yüksek lisansa veya açık öğretime başvurarak askerlikten kaçacak olan sap sayısının artışı, vatana sahip çıkma konusunda önemli ölçüde fikir vermektedir bizlere.
Yüklendim siyasetten devam ediyorum.
Bedelli Askerlik konusunda Bahçeli "Bedelli hani bilmiyom ama olabilir de ya, sonuçta üniversitelerde bi sürü ülkücü gencim var" tarzından sinyali çakmış hükümete. Bu haber patladıktan sonra top sakalı ile hilal bıyığı birleşecek milyonlarca genci gözlerimin önünde görür gibi oldum.
BDP Diyarbakırda kendi sivil özerk artık her ne ise mahkemesini kurmuş. Kendi davalarına bakıyorlarmış. Osmanlı gitti 100 yıl geçti aradan, fakat 15 yaşındaki ergen gibi tepki çekeceğim diye Kadı sistemini getirdiler geriye. Aman tek çözdükleri kan davaları olsun da gerisi bu milleti pek bağlamaz. Ama sosyal ağlarda ben de dahil olmak üzere atarlı gençler çoktan Cumhuriyet Mahkemelerini kurmuşuz, yazıyı yazarken farkettim, kan kelle istiyoruz, sonum(uz) hayrola.
Bu arada Hürrem ile Kuzey Güney dizisini kapıştıranlar Hürrem'in asaletinin yeteceğini, aynı güne koyulursa diziler Kıvanç'ın yalan olacağını belirttiler.
8 aydır Taliban'ın elinde bulunan Türk mühendisler serbest bırakıldı. Kanallar canlı yayına çıkarmak için yarışta. Parayı basan kanal frontman mühendis İsmail Sağlam'ı haberlere koyacak. 8 ay boyunca yaşadıklarını anlatacaklar. "abi hep karanlık bi odadaydık, bişi görmedik"
Son viraja girdiğim yazımda tıklanma rekoru kıran haberden bahsedeceğim. "Makulü kaç santim?" başlıklı haber, girenlerin sadece çevreden, kontrollü balık avından bahsedildiğini öğrenince bütün sekmeleri kapatmasına sebep oldu.
Makinist dalgın, Cankurtaran'da tren kazası.
Obama Kral FM'e konuk olacak, röportaj yapacak ve istek şarkı ile programı bitirecek.
İkizlerim olmasını istiyorum diyen Deniz Seki'ye Türk halkı kucak açtı.
Bir sonraki amaçsız yazıda daha görüşmek üzere. Kimseye mesaj vermiyorum. Bunlar Türkiyenin bilmesi gereken gerçekler. Repleri görelim beyler..
To be continued..
8 Eylül 2011 Perşembe
ÖZET
Burayı arada bir ziyaret etmek gerekiyor. Yoksa herkesin bildiği bekowsky kendi kimliğinden sıyrılarak hiç birinizin tanımadığınız beko’ya dönüşebiliyor. Ne me lazım, gündem bomba gibi zaten bazen ofisi polisler basacak üçümüzü beşimizi şike soruşturmasından alacaklar die korkuyorum. 2011 de bildiğin gözümüzün önünden akıp giderken bu sene de hiç bir şekilde ne kendi yararımıza ne de halkın yararına bir boka bulaşmadan geçip gitmiş oldu bizim için. Beynimizi soru işaretleriyle bırakan bir dünya gelişmeyle geçiştiren meydasından tut, Simav’ı unutup Somaliye yelken açan Nihat Doğan’ına kadar her boku gördük. Uyarmadı demeyin bak söylüyorum 6 Kasım 2011’de kurban kesimlerinde kan gölüne dönecek sokakların ve sahibinden kaçarak erken kurban edilecek dana ferhat’ların haberini şimdiden veriyorum.
Kimse kusura bakmasın, hiç biriniz durduramazsınız beni bu gayrı ciddi yazıyı bitirmemden. Herkesin dilinin ucundaki şeyi ben de söylemek istiyorum.
Kızlara ofsaytı anlatmayı daha şu yüzyılda anlatmayı anca başarabilmişken bu federasyon ne sanıyor da kendini playoff sistemi getiriyor lige. Adam gibi resimli döküman yayınlasınlar nasıl olacağı ile ilgili kızlar için bizim de işimiz gücümüz var. Maç izlerken bağıran çağıran tezahürat yapan ama maç bitince “noldu şimdi yendik mi?” diyen kızları size havale edicem bilesiniz.
Anonymous adlı akıl fikir sahibi bir grup dedi ki hükümete “interneti kısıtlamayın, dalarız”. Ama tabi sonra ne oldu, bir iki siteyi yine bir iki saatliğine çökerttiler o kadar. O da onlar bişi yapmadı yani merak edenler hep birlikte siteye hücum edince devletin üç kuruşluk server’ı dayanamadı.
Iphone 4 ilk çıktığı zaman prototipini “barda” unutan mühendisler aradan iki yıl geçmiş olmasına rağmen Iphone 5 prototipini yine bir “barda” unutmuşlar. Milyar dolarlık Steve Jobs’ı bile 2 ay içinde ebedi istirahatine yollayacağız. Üzülüyorum ona da Iphone 5 çıkmadan yolcu olacak.
Genelkurmay başkanı değişti diye ortalığı ayağa kaldırdık. AKP’nin adamı dedik. Sakallı bıyıklı komutanlar yolda dedik. “oha MGK’da Tayyibin yanında oturmuyor” diye irticaya teslim olduk. Sığınaklara bomba yağdırdılar, bilmem birkaç yüz terörist hoşafa döndü diye her gün gelen şehit sayısı unutuldu. Yabancı medya PKK’yı “gerilla, özgürlük savaşçısı” diye tanımladı. Operasyonlar sırasında ölen siviller 10 sene sonra Kürdistan Soykırımı olarak tepemize binmezse bu yazıyı da silerim.
Hazır araplar Arap Baharı ile kendi kendilerini temizlerken arada rahat bir nefes alan Amerika uzaya bir iki roket daha fırlattı. Yine Norveç kendi içinde hesaplaştı, garip adını yazamadığım eleman biçti geçti.
Ha bu arada bi Kılıçdaroğlu vardı, harbiden ne oldu ona? Bi arkadaşa bakıp çıktı herhalde..
Son dakika: Kuzey Güney diye yeni bi dizi başladı. Kıvanç Tatlıtuğ oynuyormuş. Bütün kızlar “kas yapmış Kıvanç” diyorlar, ben göremedim henüz ama.