31 Aralık 2011 Cumartesi

bebe&ersan yeter


                                   aymar                                                         03.11.1979


transfer dedikofuları olsada şu tablonun hatrına bu sefer samimi olmalarını umuyorum. ama demirören bu belli olmaz, amacı "fenerbahçe'nin marka değerini korumak!" olandan herşey beklenir. ne kadar uzak kalacağım desemde gözüm kayamdan edemiyor, haberlere, maçlara.
aldığım uzaklaşma kararı geçen seneki son lisanslı ürün ve son maç biletiyle sınırlı kaldı:) bir yere kadar dayanabiliyor insan tabi. ama ya tüpçü gider ya ben restimi de koydum ortaya, kendimce. yıl olmuş 2012..

28 Aralık 2011 Çarşamba

başlangıç

Yenilik iyidir, direnmeden alışmak en kilit noktasıdır bence. Şimdi fm nin başında iki hoca var, yakın valencia. Tazele hocam:))


Published with Blogger-droid v2.0.2

23 Aralık 2011 Cuma

fm de son durum

Şartlar bir önceki postta belirtilmisti, halim budur canlar. Kurtuluşa bir hafta daha var, kaç yıl gecer kaç sezon eskitirim emin değilim. Sabahları.uykulardanda uyanamaz oldum; ya bu meretin yüzünden ya da havalardandir havadan diyip gecesim var! NSA da, sinan enginin bjk ruhu şad olsun fashion tv den başka kanal izlemeyen ben, kanald tekrarlarina mahkum kalmaktansa ha buna sararim daha iyi:) üstüne kumandaninda pili bitmiş, düşün?!:) ki o da sıktı yeniden mi başlasam. Bu arada fashion in çeken muadilini buldum.bana iyi geceler.


Published with Blogger-droid v2.0.2

22 Aralık 2011 Perşembe

mecburi fm 08 günleri


artık kronikleşmiş net sorununa bir de bozulan uydu bağlantısı eklenirse ne olur? cevabı yukarıdaki kadroda saklı, - unuttuğum birçok isim olsa da - D klasörünün bir köşesinde unutulmuş (çok şükür:) fm08 dosyasına tıklanır. artık azalttığım çay, nerdeyse içmediğim kahve ve tadını unutmak üzere olduğum bira üçgenin değişken köşeleri olurken bırakmaya ramak kalan sigara ve fm08 diğer değişmeyen diğer köşeleri. heyecan yok:)

şimdi üstteki son cümleyi baştan alıyorum; baştan sona, üçgenin bir köşesi, bira (yanına bazen tekila), genelde kahve (tercihim ncafe 3in1, fransız mıydı la bunlar?) ya da çaykur demlik poşeti. böyle oldu, şimdi devam.

kadroyu buraya yazdıktan sonra benim de pek ilgimi çekmedi desem. oyunda daha hoş görünüyor. ee pek tabi hep o bilindik isimleri almak da istemiyorum; nazarith, lindado vs. yine de dayanamayıp angulo, kasper ve andradeyi aldık kadroya. nuri şahin ve pineear ilk sezonda kiralık olarak gitmişler, ardından bırakmadım tabi. nelson valdezi de satıcaz diye iki sezondur uğraşıyorum bi tane kısmeti çıkmaz mı adamın, keza pineearın da öyle. ilk sezon ligde ikinci, almanya kupası başarısı bence biraz fazla oldu dortmund için.
yıl oldu 2009un ortası, ilk yarı bitmek üzere yenilgim yok, ama beraberlik rekoru geliyor gibi. 8 galibiyet, 9 beraberlik ve 4.cülük. bu sefer kupadan da elendik.
en kötü tarafı bu oyundan 2010 yazında sıkıldığımı bilmem, ki az kaldı ya tivibu başvurusunu hızlandırıcam ya da birkaç yıl daha sabır. diğer alternatifim yeniden başlamak, sanırım en güzeli bu:) yorumlara, yeni transferlere (alış&satış), yeni takımlara, hatta belirttiğim gibi yeni başlangıçlara hazırım:) - oeeh burda duygusala bağladım! -

neyse şimdi amerikan mutfağımın ankastıre fırınında üzerine sevgi yüklediğim iki adet pizzamı pişiriyim de, dörtgen yapalım o üçgeni. gelmek isteyen bağyanlar çeken üç kanalda hangi dizi varsa onu da izleyemeye hazırım, ya da izlememeye:) tekliflere açığım.

not: meoezcan dostum gel artık. tivibuu tivibuuuu.

Ee artık gözünü sevdigimin teknolojisini sadece foursquarede kullanmaktan siyrilalim, kendimizi asalim da soğuk kış günlerinde içimi isitmis bu alemin aynı soğuk günlerde hakkini verelim değil mi. Yarın öğle sularında başlayacak mesaime uyumaya hazırlanırken verdiğim tuvalet arasında alarmı kontrol ediyorken yaziyorsam bunları:) yok post time ayarlandi rahat. O değilde sadece "deneme" yazmak içindi neler oldu bak. Neyse kontrolü de yarına kaldı. O değil de yıl oldu 2012 başıbuyuk diye bir yer var hala arkadaşlar.


Published with Blogger-droid v2.0.2

17 Aralık 2011 Cumartesi

hayat gezince güzel: Kamikaze Olmak

hayat gezince güzel: Kamikaze Olmak: Kamikaze, japon Halk dilinde kutsal rüzgar anlamına gelmektedir.2. dünya savaşında Japonya mağlubiyetten kurtulmak için çok fedakarlık g...

12 Aralık 2011 Pazartesi

işte şike işte taraft(l)ar


Hiçbir zaman kız arkadaşlarımı bıktıracak kadar bir futbol izleyicisi olmadım. Yani öyle sanıyorum, bir de dönüp onlara sormak lazım. Etrafımdakilerle kıyaslandığımda hafif kalacağımdan eminim. Ama bir Pazar günü düşüşe başlayan futbol heyecanımın son halini görseler, hele kalan zamanlarımı mutfakta, ütüde, çamaşırda eheh şaka lan heyecanlanmayın hala hazır yiyorum, hala sıskayım.
Bugünkü tahliyelere kadar gelen süreçte gittiğim maçları, aldığım formaları, yüzümü boyamalarımı, kısılan sesimi; ne verdiysem sorguladım. çok ateşli ve hayatını siyah beyaza göre yaşayan birisi değilim, sorunlarımın başkalaşmasının daha çok etkisi olmuştur. ama o pazar gününü, hele ikinci dalgadaki tayfur, adalı ikilinin haberini milat olarak alabilirim kendime. 
taraftarla ilgili düşüncelerim uzun zaman önce şekillenmişti zaten. dramatize edecek olay peşinde, popülerliklerini artırmak için, ertesi günde gazeteleri açıp etrafına caka satan bir ruh hali bezendikleri. ne zaman bu hale geldi süreci takip ettiğimi söyleyemem, ya da bunu göremeyecek kadar çok yakındım bu ruha. en son örneklerini de şike davasında yaşanan taraftar tepkilerinde gördük; tayfur tutuklandığında #kupaiade, ertesi gün #aklanındagelin. ki şimdi de sadece tutuksuz yargılanmalarına olanak sağlanmasıyla (beraat değil) #beşiktaşınüçfidanı oldular. yapıldılar demek daha doğru. sanıkları oldukları suçun şike olduğunu ve henüz aklanmadıklarını da ekleyelim. ama durur mu bu kitle, hazır yakalamış ucundan bırakır mı, önümüzdeki stoke city maçının hazırlıkları tribün kısmında tüm hızıyla sürüyordur eminim. hani çok hassas olduğunuz o bjk duruşunun evrimi bir yandan en çok düşündüren. salt bir seba tutumuyla yetişmedim elbet, ancak iddialara bakmak biraz olsun şüpheye düşürmez mi insanı, ya da maç öncesinde transfer görüşmesi yapmak sizin bjkli duruşunuzda serbest mi? kendi tarafını bile hiçe sayabilecek bir tarafsızlık, gerekirse en yeteneklisini bile bir kalemde sileceğin adalet; efsane artık, başta kulüp imamımız olmak üzere bütün cemaatin ağzında sakız.
tayfuru ya da adalıyı sevmediğimden değil. aksine severim tayfuru, adalıya ise geçen sene yaptığı bir basın toplantısında konuşamadığı dakikalara kadar bir sempatim vardı. 
ancak geçmişten beri süregelen kimsenin masum olmadığına dair hayali inanç, üst bir gücün varlığıyla elle tutulur birkaç şey gösteriyor ve temizini vaad ediyorken bjk duruşuyla, fenerlisiyle, cimbom vs aziz, adalı, şener, demirören; isimlerin hepsinin üstünü çizip, yeniden başlayabilmenin vakti bu kadar yakınken engelin yine sokaklara dökülen müşteri tayfasının olması da enteresan.

11 Aralık 2011 Pazar

rainymood



en çok ölümün çalışmaktan ötürü olduğunu okumuştum sikimsonik bir gazetede. bu yüzden ölürsem cesedimi işkurun yakınına gömün. tek tesellim kısa uyku vaktini iyi değerlendirmek için yataktayken arka fondaki sonsuz rainymood.şansımdan mıdır nedir, yine saat 11 yönünde benzer bir arkadaş oturmakta. iş yerimin bana ayırdığı marmelatlı pazar ikramını sallama çayımla yudumlarken tadını çıkarmaya çalışıyorum günün, fena da değil aslında. üzerimde bir rahatlık var, hani real maçına çıkmış barca gibiyim, geriyede düşsem paniklemiyorum (aramıza mesafe koyduğum futboldan arasıra bahsetmekte fayda var). uykum var, bi de yıl olmuş 2012 ticket diye bişi var hala.

10 Aralık 2011 Cumartesi

paradise


hep pazar şarkısı olacak değil ya, bu da bir cumartesi akşamı şarkısı olsun. yoğunluktan durgunluğa giden mesai saatlerinin türk kahvesi kokuları ve boşları dolan etrafımda. saat 11 yönünde saçlarını uzatsa esat kıratlıoğlunun gençliği kadar güzel saçlara sahip mesaidaşın her çalışında gözlerini parıldatan bu şarkı, dinleyelim.

4 Aralık 2011 Pazar

ÖLÜM KADAR YAKIN

Uzun yıllar gerçekten yakınımda olan birini kaybetmemiştim. Acaba kitaplardaki,filmlerdeki, gazetelerdeki
gibi midir sevdiğini kaybetmek? bilemedim hiç,düşünemedim. Kriz geçirebilirim,göz yaşına boğulabilirim, donup kalabilirim.
Ama ilk kez yaşadığında ölümü yanıbaşında, bir daha düşünmek istemezsin. Dün sana dokunan elleri gasilhanede yıkanırken görmek,
hele ki en kötüsü yılardır ,ha bugün ha yarın diyerek sarılmayı ertelediğin,didişmekten sevişmeye vakit bulamadığının uçmasıdır.
Nereye gidiyosun? Nerdesin? Beni görüyor musun yoksa kontağı mı kapadın. Sen de bana zaman ayırıyor musunuz hala,
ellerini uzatıyorsun ama yetişemiyor musun bana? Anlat bana ölümü eğer hala yaşıyorsan. Daha dün konuşmuştuk halbuki,gerçektik sen benim
için.Şimdi yalan mısın,hayal mi yoksa toprağammı karıştın...

www.emirergin.blogspot.com