22 Ocak 2012 Pazar

bir futbolsevere yapılmış sistematik yıldırmanın tarihçesi

"bu yazı bir isyan yazısıdır ve biraz uzun bir yazıdır. Bunu düşünerek ve sonuna kadar okumaya karar verip,sabrettiyseniz buyrun , kolay gelsin, teşekkürler. "

yıl 83 ben doğmuşum. bu kısımdan sonraki 5 yılı pas geçiyorum çünkü kronolojik sıralama futbol sevgisinin büyümesine dair notları içerir o yüzden asıl olay 88 yılında başlar.

İlk izlediğim futbol maçını hatırlıyorum. Maç kimlerin arasında bilmiyorum ama bildiğim şey sarı kırmızı takımın maç sonunda durmadan sevindiği,bağırdığı,çağırdığı idi. 5 yaşında bir çocuk olarak hayatımda izlediğim ilk maçtı. Sarı kırmızı renkteki takımın sevinci beni de mutlu etmişti ve artık yavaştan tarafımı belirlemeye başlamıştım.

İlk unutamadığım maç diye sorsalar ; o meşhur prekazinin böyle omuzları ile sevindiği meşhur monaco maçı vardır. O maçın tamamını izlemişimtim baştan sona hatta köy evimizde tıka basa doluydu muhtemelen köyde az insanda televizyon olduğundan dolayıdır veya babamın muhteşem evsahipliğinden bilemem ama o ufacık halimle golden sonra ne kadar çok zıpladığımı ve kaç bebeyle sarıldığımı hatırlıyamıyorum. O zamandan sonra herkese ben galatasarylıyım demeye başlamıştım artık , tamam olmuştu yani herşey. Bu yıllarda okula başlayan ben babamın yokluğunu fırsat bilip dedeme pazardan o meşhur metin oktay çubuklusundan aldırmıştım. İlk formam oydu benim hatta canım dedemin hangi takımlısın diye sorduklarında hala bile biz ibrahimle aynı takımdanız gidin o size anlatır demesi de o formayı aldığımda ve devamında duyduğum en güzel şartsız kabuldür sanırım.

Sonrasında 90 lı yıllar başladı artık; topun peşine de koşmaya başladıkça hikaye derinleşmeye sevgi artmaya devam etti. Renkte değişiklik yok baba ne kadar bordo-mavi dese de ben en güçlü halimi sarı-kırmızı derken hissediyorum. Ne de olsa arkadama dedemi almışım hadi babam bişey desin de görelim.

90 lı yıllarda ilk unutamadığım maç muhtemelen Kosecki'nin deplasmanda Werder Bremen'e attığı gol ile meşhur Werder - Gs maçıdır. Rövanş maçı ve Rotario demeyin okuldan koşa koşa gelip de karda kışta o topun saplandığı anı sildim hafızamdan o kötü hatıradır hatırlamak istemem. Ama ik maç Kosecki'nin ceza sahası dışından vurduğu ve yerden giden topla babamın kucağına doğru yatmış benim fırlayıp bir hışımla düşmem babamın gülümesemesi ve bana senden bu gidişle fanatik olur cümlesini ilk defa kurması. Bu hatıraları direkt hafızadan yazdığım için net tarih araştırmasını google amcaya sorup yapmıyorum ama muhtemelen 93 yılı falandı sanırım. Belki daha da geçtir bilemedim şimdi. Maksat hatıraları direkt olarak yazmak o yüzden bu yazının amacı tarih ve kesin bilgi yerine hissiyatı vermektir ara bilgi olarak sunayım bunu da.

Neyse 90 lı yıllarda artık heyecan iyice kaplamaya başlamıştı bünyeyi!! hayatımda odamda ilk astığım poster papin mustafa idi mesela. Mutlaka hatırlar yaşı erenler , tanju dan sonra galatasarayımda var olan acayip golcüydü tek vuruş ustası muhteşem kocabey. Daha sonra yimpaş yozgat ta falan oynamıştı preko ile hücum hattını oluşturmuşlardı hey gidi günler hey. Her neyse 90 lı yıllar benim galatasaray sevgim ve futbol sevgisi tarihçem açısından keyifliydi elbet. Hem de çok keyifliydi. Mesela o Roma maçı her "Aldair"i gördüğümde sövüyorum hala nasıl yer etmişse içime yaptıkları o kavruk brezilyalının. O frankfurt maçı okocha daha bebeyken pıtır pıtır adamları geçerken böyle yampiri yampiri koşan "Uğur Tütüneker"in attığı gol ile elememiz güzeldi mesela. İlk bir birebir katılımcı olarak şampiyonluk heyecanına Sami Yen mabedinde şahit olmak için gittiğimizde Kuştepe'de bir yerde şampiyonluk maçını ancak izleyebilmemiz sarı kırmızı sever arkaşlarımla. Ljung abimizin golü ile 2-0 lık bir galibiyet ve 94 yılı sanırım şampiyonluk sevincimiz. Mesela o yıllara ait hiç hatırlamak istediğim şey o meşhur 8-0 sonucu ile yaşadığımız mağlubiyet , çocuk aklım ile bile ben böyle şey olur mu derdim hey gidi günler hey. Geri pas kuralının ilk uygulandığı sene TSYD kupası maçında Falco Götz ile attığımız galibiyet golu ile Fenerbahçe'yi yenmemiz mesela. Falco - Stumpf ikilisi ile şaha kalkan savunmamız ama herşeye rağmen Aykut Kocaman'a çözüm bulamamız.

Herneyse ben ilk defa stad heyecanını bir galatasaray taraftarı olarak İnönü stadında yaşamıştım. Meşhur o 97'de Arif Erdem'e çalınan penaltı ile İStanbulspor'u yendiğimiz maçtı ve hep ahh niye o maçtı be diye üzüldüğümü anlayan anlar şimdi. Her neyse maça gittiğimi babama söylediğimde babam bana stadın tarihçesini anlatıp bana en doğrusu İnönü'de izlemek demişti zaten. Her futbolsever orada ilk maçını izlemeli derdi bilmezdim tabi ne demek istediğini ama yılları okuyunca bütün o unutulmaz adamların orada doğup büyüdüğünü beraberce maçlar izlendiğini öğrendim ve babama tekrar saygı duydum. Gerçi ona göre imkan olsa Avni Aker'de yatsak ama olsun işte o kadarına imkanımız,zamanımız ve uygun yaşamamımız yoktu.

Evet güzel şeylere geri dönersek lise yılları ile beraber artık mabedin yolları tutulmaya başlanmıştı; En çok anlatmaktan hoşlandım hikaye Hagi ve Athletic Bilbao maçıdır zaten o maçtan sonra var olan kısık sesimden dolayı annemin maça gidişlerime ambargo koyma isteği de başlamıştı. Mahalle baskısı da yaşadık yani anlıyacağınız. 90lı yılların sonuna daoğru elbette bir sar-kırmızı taraftar olarak hayalimin ötesinde anlar yaşadık. Şampiyonluklar , Hagi gibi bir futbol değerine canlı şahitlik etmek , rekorlar ve güzel geçen yıllar. Sonunda da 2000 efsanesi ve tarihi zafer elbette.

2000'li yılların başında aslında bugün var olan pis kokular hafif başlamıştı. O zamanlar Desperado filminden kaçmış bir karakter Perez'den efsane sağ bek yaratan ordinaryüs Lucescu işaretlerini vermişti. Hatta yetmemiş çalışma arkadaşına bile dokundurmalar yapmıştı. Hep Serdar Bilgili gibi bir adamın neden futboldan çekildiğini merak eden ben bugün Demirören gazcı amcayı görünce daha iyi anlıyorum mesela. Yaş itibari ile 20 li yaşların başına gelmiş , yine futbolu seviyor ama nedense böyle hafif hafif kıllanmalar yaşamıyor değildik. Muhtemelen aklımız daha fazla yettiği içindir veya artık daha rahat ve alenen bu işlerin yapıldığından beridir bilemem ama kesin olan tiksinme ve başka yönlere özellikle televizyonda başka ligleri izlemeye doğru meğil kaymaya başlamıştı. Gs maçı varken herhangi bir eylemi yapmaktan imtina eden ben 2000 li yılların ortasından itibaren bu düsturu kaç kez yerine getirdim sayılabilecek kıvamdadır.

Futbol sadece futbol değildir diye malum lafın daha farklı yorumuna iğrenç bir coverına şahit olmaktaydık artık. Ben domestic mücadeleleri izlemek istedikçe zorla başka ligleri izlemeye zorlanıyorduk kokudan. Sarı kırmızı sevdam , rakiplerimiz her kulüpten de bu sesler ve kokular geliyordu işin daha da kötüsü. 8-0 biten ankaragücü maçı sonrası çocuk aklımla bile olmaz diyen ben , garip ligden kurtulmaları , şampiyonluk yolunda kaleyi açan Kayserispor takımını, Denizli faciasını , Beşiktaş'ın efsane 101.yıl kaybedişini , Trabzonspor'un Kadıköy'de doğranarak ligden uzaklaştırıldığı zamanları hatırlıyorum onca güzel 90 lı yıllar hikayesinden sonra. 90lı yıllar elbette sıkıntılıdır bilemem ama ben o zaman yaşadığım her futbol dakikasından keyif alıyordum. Kısfmet lafını duymak için Hayrettim röportaj yapsın diye bakıyordum televizyonda. Futbolu taraftarlıkla seviyorduk ve hatıralarımız hep güzeldi anlıyacağınız.

Ve nihayet gelelim bugünlere. Ben bu sene maç takvimini bile takip edemez oldum. Bir gün eve girdiğimde Eboue gol atmış Gençlerbirliği'ni yenmişiz ama ben maçtan haberdar değilim. Ben bu sene ligi izlemek yerine ikinci Fatih Terim döneminde Almaguer'in stoper olarak oynadığı resil rüsva Galatasaray'ı izlemeyi tercih ederim. Şu hali ile bu lige katlanamıyor ve futbol denilen rezaletin bu denli hatalar ve utanmazlıklarla yönetilmesine tahammül edemiyorum. Bugün ben futbolsever olarak o kulüpler birliği ve futbol federasyonu denilen yerlerde görev yapan adamlardan daha çok futbolu seviyorum ve hazmediyorum. Fakat bu utanmaz adamlar karşımıza geçip herkesin şike veya teşvik yaptığını kabul edip affedip geçiştirmeye çalışıyorlar. Siz kimsiniz ey dalkavuklar , siz kendinizi ne sanıyorsunuz da bizim için kutsal bir faaliyetin içine sıçma ve sıçtığınızı sıvama hakkınızı kendinizde buluyorsunuz. Bu yukarıda bahsettiğim hatıraları niye anlattım biliyor musunuz , bugün benim yeğenim veya küçücük bir çocuk yaşananlar ve bu işbilmez adamlar yüzünden bu hatıraların hiçbirini yaşamayacak. 2000 li yıllarda futbol izleyen bir çocuk yarın büyüdüğünde futbol anlat baba dendiğinde sadece Messi diyecek , Ronaldo diyecek. Ben bilmez miydim geçmiş dünya kupaları,avrupa şampiyonaları,Klinsman'lı Tottenham'ı, Bergkamp'ı burada yazmayı ama benim kahramanlarım ilk sırtıma geçirdiğim formayı terleten,o formayı hakkı ile terleten adamlardır. Bu terbiyesiz yönetenler gibi terlemesin ama biz kazanalım mantığını yaşayanlar değildir kahramanlarım. Ben Gütschow denilen almanın dönüp vurduğu topun gol olarak Kadıköy ağlarına gittiğini anlatmak istiyorum. Hakan Şükür'ün saniyelerce havada asılıp Bologna'ya attığı golün anını nasıl içimde yaşadığımı anlatmak istiyorum. Bülent Korkmaz Galatasaray'ın başına geldiğinde neler hissettiğimi bu blogun arşivinde görürsünüz aramaya inanırsanız.

Velhasıl kelam ; bugün Lefter'i anan terbiyesizler yarın Lefter gibi efsaneleri anlatamayacak bundan haberi olmayacak nesilleri kendi elleri ile yaratıyorlar ah keşke bilseler. Baba Hakkı'nın mezarına gittiğinde birisi sağdan 58.madde dese acaba yüzü kızaranlar olacak mıdır koskoca "semtte" ?. Metin formasını Sinyor'a verip sarı-lacivert çubukluyu sırtına geçirip gördüğü saygıya cevap verdiğini anlamayan takımdaşlarımın bugün düşsün pezevenkler,gebersin ibneler diyeceğine acaba bu işin içinde ne kadar temiziz diye kendilerine sordukları sorular var mıdır acaba ?

Sonuç ; Bir futbol aşığının sistematik biçimde nasıl yıldırıldığını okudunuz,yarın ne olur bilemem ama bizden yarım puan bile silemez diye höyküren Özdemir abim,siz kaç milyon insanın aşkını sildiniz bir cümlenizle sizin puanınızı silseler ne silmeseler ne ah bir de bunu bilseniz. Kaç insan televizyonu açtığında bu rezaleti gördüğünde yazık,ayıp diye hayıflanıyor bir bilseniz. Düşürmeyeceğiz diyen çok akıllı yöneticler yarın hangi yüzle stada gelmiyorlar,seyircimiz neden istifa diye bağırıyor şeklinde şikayet ederse cevap olarak kafanız mı güzel desek ne düşünürler acaba? bu kadar insanın eğlencesini,tutkusunu,hayata dair en önemli sosyal aktivitesini kişisel hırslarınız,iş çıkarlarınız ve manasız güç gösterileriniz için aldınız ya elimizden allah sizi bu makamlarda bir daha görmek nasip etmesin.

1 yorum:

ADO dedi ki...

YA YAPTIK Bİ HATA HERKESDEN ÖZÜR DİLİYORUZ DİCEKLERİNE BİDE ARTİSTİK YAPIOLAR YOK 3 KATILARMIŞ YOK 25 MİLYONMUŞ EN ÇOK SİNEKTE BOKUN ÜSTÜNDE OLUR NİHAT BEY...