7 Ocak 2012 Cumartesi

Balkan Yolcusu


**** Bu yazı yazılalı mailim yalan söylemiyorsa yaklaşık 14 ay falan olmuş !!! Fakat o sıralar nedense sadece kayıt altına alınmış ve şimdi dinlediğim bir şarkı üzerine sen Dino Merlin'i nereden tanıyorsun diye soran sevgili kardeşim Kadrija Bahar Musoski'ye ithaf edilerek ortaya çıkarılmış akabinde tefrika edilmiştir.

Balkan yolcusu ;

Balkanlara yaptığım ilk yolculuk benim lise yıllarımda Goran Bregovic dinlemeye başladığımda olmuştur. Tabii o zamanlara denk gelen Kusturica filmleri ve defalarca izlenilen o meşhur ederlezi ağıtı ile aaa bu nasıl bir duygu diyeli nereden baksan 11-12 yıl olmuş. Lise delikanlısı olarak o zamanlar tabii balkan müziklerinden ziyade Pop,R&B , Rock şarkılarından oluşan winamp playlistlerin ve çantamda hep yedek pili ile dolaştırdığım Cd-Player içeriğinde genelde bu cdlerden oluşması müzik ufkumun genişlemesini engelledi tabii. Gelişmesine katkıyı balkan filmlerinde doğan gruplar , direkt yüreğime etki eden sevdalinkalar ve elbette adı ne zaman aklıma gelse Tuna'nın diğer yanı dediğim sevgili üstadımız Muammer Ketencioğlu'nun açık radyo programları idi. Bu keyif artmaya başladıkça isimler kafamda oluşmaya , isimler oluştukça artık şarkılar seçmeye , şarkılar seçmeye başladıkça rakı mezeleri oluşmaya başlama kıvamına gelmiştim. Ben balkanlarda doğmadım veya oradan göçen bir ailenin çocuğu da değilim. Oralara yaptığım yolculuk başlığa konu olan Fürüzan'ın kitabında başladı. Kendimi bazen Manastır , bazen Mostar bazen Sofya da bulup ona göre hayallere dalmalarım oluştu yıllar içerisinde.

İzlediğim filmlerde oluşan iki adet gypsy den akerdeon keman klarnet eşliğinde duyduğum melodi o sahneyi tekrar tekrar izlemem neden oluyordu. Artık ruhumda müziği hissetmeme sebebiyet veren sadece müzik değil o müziklerden ufak bir tanesinin yer aldığı filmler bile benim keyfimi arttırmaya devam etti. Bu kısımda pek alakası olmasa bile benim ufkumu geliştiren filmlerin başında 1983 yapımı Costas Ferris'in Rembetiko'su gelir. Anlatış , müzik aşkı , müzikler, hikaye falan bildiğin balkanlara ait ve bu hikayenin başlangıç noktası da izmir daha ne olsun muammer abi. Eğer izlemediyseniz oturun bir izleyin derim zaten müzikleri dinleseniz kafi daha ötesine gerek yok kanımca. Neyse konu başlığına dönersek yolculuk başlamıştı ve 20 li yaşların başına gelince sinema etkisi , kitap etkisi , hikaye etkisi ve meraktan doğan bir sonuç ile bildiğin saraybosna'dan gelen bir adama benzemiştim. Boşnak kökenliyim desem zaten insanlar hadi len demezdi hafiften kanda var olan slav durumu her türlü kotarırdı yalanımı. Biraz yugoslavca falan öğrenmem gerekiyordu işte , onu yapmadım nedense bugüne kadar. Bu kadar merak ettiğim bir kültürün diline bu kadar uzak olmak sanırım başlı başına benim yaptığım bir öküzlük , mallık ve sevgime sahip çıkamamaktan geliyor ama muhtemelen bir gün onu da başarırım neden olmasın.

Her neyse hikayeye dönersek ; 2000 li yılları ortaladığımda artık Gegen Die Wand filminde fanfare abilerimiz üfledikçe Birol Ünel ile beraber dans ederken ben bu şarkıyı biliyorum hatta bunların Godzilla diye bir şarkısı var keşke onu kullanaydın Fatih Akın diyecek kadar aymaz bir adam olmuştum. Etrafımda çingenelerden ne anlıyorsun kıvamına gelmeye başlamış , internetten balkan müziklerine ait programlar yapmaya başlamıştım (o zamanlar livestream diye zımbırtı vardı yamulmuyorsam böyle sözlük radyo yayını yaptığım). Ama her dinlediğimde yeni bir tat bulduğum gruplar, kişiler oluşuyordu ağıt yakıyordum,şarap şişesiyle fütursuzca zıplayarak dans etmeye başlıyordum. modernleşmiş ve mp3 player almıştım artık ve genelde insanlar benim mp3 playerı almaz dinlemezdi balkan esintisinden dolayı. Genelde bunlar ne a.q. diye tepkiler aldığımdan rahat rahat kendi halimde iç anadolu'da balkan ezgilerini yaşayan bir çıkıntı tiptim anlıyacağınız. Kızılyıldız diyeni Crvena Zvezda diye düzelten , Partizan maçlarını gördüğümde dayanamayıp ekran karşısında takılan, Fm oynadığımda yugoslavya taraflarından aldığım topçulara değerinin 3 misli vererek kendimi mutlu ediyordum. Bildiğin balkan taraflarından birisi beni görse bu ne lan buraya nasıl bırakmışız biz bunu alıp bunu Beograd'a götürelim diyebilirdi anlıyacağınız. İşin komik tarafı benimle ortak zevke sahip olan kimse etrafımda yoktu böyle bildiğiniz tek başıma araştırıp,öğrenip kendi kendime balkanlardan bir vatandaş oluveriyordum. O dönemler bilgisayarda var olan balkan müzik arşivim 60 gb dan fazla idi ve sadece balkanlardan gelen esintiler adlı klasörümü araştırmak şarkı keşfetmek saatlerimi alabiliyordu. Bu keyif gittikçe profesyonelleşmeye başlaması gerekirken ben hala en mütevazi en amatör ruhu ile yaşamaya devam ettim ve bugün bile aynen öyle devam ediyordu an itibari ile.

Evet yıllar geçiyor ben birikimleri arttırmaya başlamışken bir gün çalıştığım iş yerinde bir arkadaş beliriverdi !!!! Yanıma oturup bana sorduğu ilk soru Dino Merlin'i nereden biliyorsun olmuştu ? Ben niye bilmiyeyim diye cevap verdim ama bugüne kadar bana ilk defa birisi böyle bir soru sorduğu içindir muhtemelen şaşkınlıktan bu hikayeye benzer bir şey anlatmamışım. Devamında sohbetimiz arttıkça da bu hikayeden kısa pasajlar sunmuştum ama bu yazının oluşmasına sebebiyet veren sevgili Musoski kardeşimin bu sorusu ve devamında ondan öğrendiğim ve içimde büyüttüğüm balkan aşkıdır. Gerçi hiç bugüne kadar o kadar söz verse de canlı akerdeon performansı dinleyemedim , taaa karşıyakalarda buluştuğumuzda bile türk kahvesi ile zamanımızı ve hasretimizi öldürdük ama olsun biliyorum nasılsa bir gün o bana çalacak ben de o ilk günlerime kadar yolculuk yapıp birol ünel misali sahnenin ortasına fırlayıp kendimi fütursuzca yerden yere vuracağım.

Yazının amacına gelirsek artık ; bu hikayeyi anlatmamın sebebi ahh ben balkan müziği seviyorum aman sizde dinleyin değildir sevgili okuyan güzel insanlar topluluğu. Bu yazının amacı tanımadığım birisinin bana Dino Merlin'i sorduğunda ona bir anda sarılıp kardeşim benim deme isteğinin doğmasıdır. İnsan hayatında keyifleri,kendini mutlu etmek istediğinde saatlerce uğraştığı hobileri,gözyaşının oluşmasını istediği anları olabiliyor ve tek bir soru soran adamın seninle aynı duygularu paylaştığını o dakika itibari ile anlayabiliyorsunuz. Ben hayatımda hobi ve öğrenme adına bugüne kadar ne istediysem kendimi mutlu edecek amatör ruh kıvamında sonuna kadar yaptım ve birşeyleri geliştirdim sevdiğim etkinliklere dair. Bunları geliştirirken de böyle bildiğiniz psikopatça seviyede zamanımı harcadım bu güzellikler için. Her zaman güzelliği bulmak ve bam telime dokunması için zamanım ve onu algılayacak temiz bir zihnim oldu. Mutluluğumu katlayan bu gibi detaylar oldu benim hayatımda. Boban Markovic dinlediğimde vayy arkadaş demek çok önemli bir ayrıntı idi benim için. Kocani Orkestar Türkiye'ye geldiğinde koşa koşa konserine gidip kapıdan içeri girdiğimde ayaklarımın heyecandan titrediğini hatırlıyorum mesela. Esma Redzebova yı izlemek için indirdiğim konserleri yüzünden neredeyse aylık harçlığımın tamamını internet faturasına ödeyip günlerce evden çıkmadığımı ve keyifle konserleri izlediğimi hatırlıyorum. En büyük özlemi yaşadığımda yani gurbet ve aile özlemi yaşadığımda kendimi direkt anlamını veya uyduğunu bilmesem de jovano jovanke melodisini bırakmam beni rahatlatırdı mesela. Daha ruh halimi anlatacak nice şarkılar ve anlar paylaşabilirim ama gerek yok zaten böyle kopya verip direkt sonuca ulaştıracağıma merak oluşturup sizin bulmanıza vesile olmam benim açımdan daha tatminkar bir durum.

İşte böyle birşey bajce ; ben yıllarca biriktirip kendimi mutlu etmek için sizin oralarda gezinirken sonrasında bana bu duyguların hepsinin siyasi duruşundan , özlemine , varlığına kadar tek tek anlatman ve sen anlattıkça ben dinlediğim müziklerde , gördüğüm filmlerdeki anları senin hikayelerinle zihnimden birleştirmem ve buna dair sürekli kafamda tekrar tekrar sahneleri çevirmem durmadan yaşatmam tarifsizdi işte. Sana en derinden bir itirafta bulunmuş olayım işte. İtirafta bulunmam senin en derin kısımları öğrenip vazgeçmene sebep olmasın sakın ama ben bizzat kendim ve zihnim sizin o taraflarda nefes alıyor havasını koklamasa da. Bu soyutsal mutluluğu benimle paylaştıklarınla somutsal bir hale çevirmenden dolayıdır işte bu yazının sana adanmışlığı. Sen benim keyfimi bana tekrar daha sağlam bir şekilde adadın hiç çıkmamak üzere ve ben de bunun hikayesini yazdım kısaca.

Hiç yorum yok: