3 Temmuz 2012 Salı

feda

Ön Not: Bu yazı BJK basketbol takımının şampiyonluğunun hemen akabinde sevgili kardeşim Adem Çiftçi için kaleme alınmış fakat daha sonrasında yaşanan sağlıksal problemlerden ötürü taslak formatında bırakılmıştır. Bu yazının geç yayınından dolayı başta Adem olmak üzere okuyan herkesten özür diler ayrıca bu süre zarfında yaşanan transfer ve sponsor hareketlenmelerinden doğan yazılık aktiviteleri de BJK şampiyonluğuna duyduğum saygımdan dolayı pas geçiyorum.





Öncelikle şunu belirteyim ; ben son derece Ergin Ataman antipatisi besleyen (bu yıllar öncesinde Efes Pilsen antrenörü olduğu zamana dayanır) ayrıca basketbolu yaklaşık 17 yıldır izleyen birisi olarak bu sene Euro Challenge maçları hariç Beşiktaş Basketbol takımına herhangi sempatisi veya yakınlığı olmayan bir basketbol orospusu olarak bu yazıyı yazıyorum ;

Aslında şampiyonluğa bakarsanız her spor dalında olduğu gibi hikaye oluşturacak parçaların 1-2 yıl öncesinden oluştuğunu iddia edip , işte buradan bir takım kuruldu ve bugünlere gelindi diye klasik laflar etmek işin doğasında vardır ama ben bunu yapmıyacam. Bundan önce var olan Beşiktaş macerasında son derece başarılı zamanlarını harcayan Ergin Ataman'ın bu takıma ikinci dönüşü basketbol anlamında kredisi bol ama yine play-off yarı finali sınırında kalacağı benziyordu. Ergin Ataman geçen sene ortasında takıma katıldıktan sonra yaptığı hamle Marcelus Kemp olarak sınırlıydı ve geçen seneden bu sezon başına kadar elinde kalan tek oyuncusu aynı zamanda Kemp idi. Herneyse malum lokavttan sonra aç kurt gibi sağa sola saldıran BJK takımı Ergin Ataman'ın her zaman sevdiği yıldız kategorisinde bu sefer işi abartmış ve gelen ismin büyüklüğü Türkiye Basketbol Ligleri tarihinin üstünde idi. Dünyanın en önemli 3-4 oyun kurucusundan birisine BJK imza attırmış aynı hafta Hawkins ile anlaşıldığı açıklanmış akabinde Erwin Dudley ve Semih Erden türk kontenjanından takıma katılmış idi. Petravicius ismi ortaya atılmış ama sakatlık sonrası vazgeçildikten sonra tam o sıralarda James Gist'in marijuana suçundan gelecek cezayı bekleyen Fenerbahçe Ülker'in cezanın uzun olmadığını düşünerek Zoran Erceg transferinden vazgeçmesi üzerine Erceg Ergin Ataman'ın takımında kendini bulmuş idi. Bununla beraber biraz uğraşılmasına rağmen Serkan Erdoğan ve Cevher Özer takımdan ayrılmış yerlerine Beşiktaş'ın kendi çocucğu Mehmet Yağmur Türk Telekom'dan geri çağrılmış yanına da hala basketbol otoritelerin umut beklediği geçmiş yılların wonder kidi Barış Hersek takıma eklenmişti. Bu süre zarfında aslında en ilginç ve radikal olan karar verilmiş ve yıllardır takımın en önemli silahı ve aynı zamanda seyircinin en güvendiği isim olan Mire Chatman ile yollar ayrılmıştı. Oyun kurucusu yedekleme olayını da Can Akın ile çözen Beşiktaş'ın artık sezon başında kadrosu gidenler ve kalanlar ile beraber şekilenmişti.

Sezon başında şöyle takımlara bakarken ; Bir sezon önce Euroleague'de çok önemli işler başaran FB Ülker takımdan Greer,Lavrinovic ve Kinsey'i gönderip yerine Euroleague sayı kralı ve muhtemelen Avrupa'nın en önemli sayı makinelerinden biri Bojan'ı , Curtis Jerrels'i,James Gist'i ve son anlarda da Sefolasha'yı kadrosuna katarak geçen yıl olan formunu düşündüğümüzde bildiğimiz korku salan bir akım haline gelmişti. Anadolu Efes keza bu yılın en pahalı takımlarından biri olarak kadrosunu yapılandırmış ve Vujacic,Barac,Dusko Savanovic ve Ersan İlyasova gibi çok ama çok önemli adamları kadrosuna katıp yerli alternatifi ve aynı zamanda pahalı yabancıları ile geçen sene finale çıkamamanın hesabını sormaya geliyorum der gibi sezona başlamıştı. GS Medical Park ise sezon başı Euro League elemelerinde kadrosuna kattığı Lakovic,Songalia,Furkan Aldemir,Cevher Özer,Ender Arslan,Gordon gibi oyuncuların katkısını alıp FB , Efes'ten sonra final ve akabinde gelen Euro League başarısı ve Cumhurbaşkanlığı kupası ile sezona sağlam adımlarla girmişti. Biraz arka planda kalsa da Türk Telekom Mehmet Okur , Jasaitis , Kambala ve Michael Wright transferleri ile iddialı başlayan bir diğer ekip olarak sivrilmişti.

Şu yukarıda saydığım tabloya bakan ben sezonu FB'nin domine edeceğini ama Efes ve GS'nin onu zorlayacağını ama lokavtın bitme ihtimali yüksek görerek Banvit,Telekom ve Beşiktaş üçlüsünden birisinin Play Off yarı finalinde 4.takım olacağını buna da en yakın olarak Telekom'u gördüğümü söylüyordum. Elbette oyun sahada oynanır ve kazanılır , nitekim Beşiktaş'ta bunu yaparak şampiyonluğu en önemli rakiplerini tek tek yenerek , hatta ve hatta yenildiği maçları sadece son saniyelerde kaybedip,kazandığı maçları da 3. ve 4. periyotlarda rakiplerini ezerek gerçekleştirdi.



Bu sene BJK açısından her maçı kazandığında veya önemli bir maçtan galip ayrıldığında çevremdeki herkese bu tek maçlarda olabilir ama iş seriye gelince BJK bir seriyi kaldıramaz tezimi savundum durdum. Özellikle Can Akın sonrası rotasyona zorla dahil edilen Serhat beklenenden daha fazla katkı vermese BJK bildiğin bir seneyi sadece pasaportunda Türk yazan Dudley ile kapattı denebilir. Bu açıdan bakınca takımda var olan yabancıların aslında ne kadar büyük iş yaptıkları daha fazla ortaya çıkıyor. Bu kadar sorumluluğun altına girip bunun üstesinden üst seviye turnuvalarda gelmek takımda daha birinci senesini geçiren yabancı oyuncuların yapmakta zorlanacağı iştir. Üzerine birde Hawkins harici diğer oyuncuların Avrupada çok az üst düzey deneyim yaşamaması bu oyuncuların hepsinin bir noktadan sonra aşağıya doğru iniş göstereceğinin açıkça göstergesiydi. Aslında GS ilk maçında özellikle Bonsu bu durumu alenen yaşamaya başlamıştı ama tüm takım onu ayağa kaldırmak için neredeyse periyodu feda etmeye razıydılar. Bu denli bir yabancı paylaşımı bu ülkede uzun süredir bir şampiyon takımın yaşadığı bir durum değildi. En son Efes şampiyonluğunda Thornton,Charles Smith benzeri katkıyı vermeye çalışmışlardı ama orada lider Keremlerin katkısı ile iş aslında bundan daha farklı bir durumda idi.

Bu serüvene bakınca GS ile yapılan kupa maçında Serhat'ın son saniyede sol dipten attığı üçlük aslından sezonun en kırılgan noktası idi. O üçlük aynı zamanda birçok paylaşımı üst seviyeye taşıyıp önce kupayı getirdi ardından Euro Challenge çeyrek finalini. Çeyrek finali rahat geçtikten sonra BJk için 2.kupa temennisi ve hedefi aslında çok zor gözüken bir durumda değildi ve kimilerine göre hafife alınan o kupanın 2 finalisti kendi liglerini şampiyon tamamlayarak 2012-2013 sezonunu Euro Leagu'te geçirmeye hak kazandılar. Bu bakımdan bakılınca aslında BJK nin kupa 3 diye adlandırdığı bir turnuvada çok sağlam bir ekibi finalde yenerek bu ülkeye yıllardan sonra bir kupa kazandırdığı düşünülebilir. Bu kupayı hafife alanlara da söyleyecek lafım , oğlum bak gitten öte bişey değildir zaten.

2.kupa güveni aslında BJK nin ilk turda FB yi rahat eleyeceğinin göstergesiydi ki zaten öyle oldu. Rahat sayılmasa bile önemli bir karakter ile ilk turu geçen BJK ile GS mücadelesinde açıkçası GS daha favori takımdı. Fakat hala idrak edemediğim 3. ve 4. periyot performansları ile BJK açık ve net bir şekilde GS yi sürklase etti ve finale yükseldi. İşte burada hala anlayamadığım BJK kondisyonu ve iştahı devreye giriyor. Şut atıcak hali kalmayan Hawkins'in yılmadan savunmada en aktif olması , Arroyo'nun saha içinde kendini inanılmaz şekilde dinlendirebilmesi , Erceg'in hiç oynamadığı dakikalardan sonra girip 3-5 dakikada 8-10 sayı atması ve bir daha uzun süre kenarda beklemesi daha sonra oyuna girip aynı tarifeyi uygulaması ciddi anlamda Ergin hocanın başarısıdır ben bunu söylemekten imtina etsemde. Bu kadro GS serisinde ciddi anlamda derslik bir basketbol oynadı ve zaten finale geldiğinde Efes'i her şekilde yeneceğini herkes biliyordu. Efes serisine değinmeye gerek bile duymuyorum işte bu yüzden ama işin özü bu takım olağanüstü bir atmosfer ile Sinan Erdem'de başlattığı Play Off masalını Abdi İpekçi'de muhteşem bir peri masalının sonuyla bitirip alnının akıyla,gerçekten ama gerçekten savaşarak ve ter akıtarak 3.kupasına ulaştı. Bir GS taraftarı olarak Feda kelimesini sonuna kadar sahada uygulayan BJK takımı teknik ekibi,basketbolcuları ve muhteşem atmosfer yaratarak bu şampiyonlukta önemli bir itici güç olan BJK taraftarını saygıyla selamlıyor ve tebrik ediyorum.





1 yorum:

ado dedi ki...

eline sağlık kardeşim çok keyifliydi benim için teşekkür ederim